(1479 S. K. m. 24, Geç. m. 18, Ek Geç. m. 13, Ek Geç. m. 16) (506 S. K. m. 79) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/10-524 E. 2004/581 K.)
Dava: Davacı, 28.3.2008 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacı murisinin 01.04.1981-23.03.1984 tarihleri arasında muhtarlık sebebiyle 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 01.05.2008 tarihi itibariyle davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davacının murisi vasıtasıyla 01.05.2008 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı ve ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
1.4.1972 gününde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 gününde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 gününde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 gününde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı murisinin 01.04.1981-23.03.1984 tarihleri arasında muhtar vekili olarak görev yaptığı, 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Bağ-Kur Kanununda 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine benzer biçimde geçmiş günlerin tespitine yönelik kanuni düzenleme mevcut değildir. Başka bir anlatımla Bağ-Kur Kanununda açık bir hüküm olmadığından geçmiş hizmetlerin tespitine olanak yoktur. 24.07.2003 günlü 4956 sayılı Yasanın 47. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddede bu yasaya göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları durumda 04.10.2000 gününe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 gününden itibaren başlayacağı, ancak bu yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu yasanın yürürlük gününden itibaren altı ay içerisinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ait olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içerisinde ödemede bulundukları taktirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacı murisinin sigortalı olarak tescilinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı murisi uyuşmazlık konusu 01.04.1981-23.03.1984 tarihleri arasında muhtar vekili olarak görev yapmış ise de 1479 sayılı Yasanın ek 18. maddesindeki koşullar gerçekleşmediği gibi 1479 sayılı Yasaya 14.03.1985 günlü 3165 sayılı Kanun ile eklenen ek geçici 16. maddeye göre süresi içerisinde ek geçici 13. madde gereğince geçmiş hizmetleri ile ilgili borçlanmayı da talep etmemiştir. Davacı murisinin uyuşmazlık konusu dönemde sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. HGK'nun 03.11.2004 günlü 2004/10-524 Esas, 2004/581 Karar no.lu kararı da bu yöndedir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 10.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy