(1086 S. K. m. 389) (506 S. K. m. 79) (5510 S. K. m. 86)
Dava: Davacı, davalı işveren nezdinde 24.10.1996 gününden itibaren çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan İlçe Özel İdare Müdürlüğü Türkoğlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacının davalıya ilişkin hizmet binasında 24.10.1996 gününden dava gününe kadar hizmet akdine tabi olarak sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ilişkin Maraş İli Türkoğlu İlçesi Özel İdaresi işyerinde, 24.10.1996-15.4.2007 tarihleri arasında 1971 tarih süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz, HUMK'nun 389. maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Somut olayda, davanın kısmen kabulüne ve davacının 20.10.1996-15.4.2007 tarihleri arasında toplam 1971 tarih çalıştığına ait verilen hüküm açık olmayıp bu haliyle infazın mümkün olmadığı ortadadır. Gerçekten dosyaya ekli bilirkişi raporunda davacının 24.10.1996 gününden başlamak üzere her yıl Ekim-Nisan ayları arası 6'şar ay çalıştığının tespitine ait açıklamaları bulunmakta ise de, verilen karar da bu çalışma tarihleri belirtilmemiş olup hüküm infazının mümkün olmadığı, verilen hükmün HUMK'nun 389. maddesine aykırı olduğu açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.7.2002 tarih ve 2002/613-595 s. kararı da bu yöndedir. Öte yandan bu tür davalar kamu düzenine ait olup davacı temyiz olmasa da hükmün infazı davalı Kurumun hak alanını da ilgilendirdiğinden davalı temyizi yönünden Yargıtay'ca re'sen nazara alınmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy