(4857 S. K. m. 27) (1086 S. K. m. 275, 435) (818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Önal Aydın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava davacının iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle uğradığı maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının zararlarının Kurumca bağlanan gelirle karşılandığından davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacının olay tarihindeki ücreti yeterli şekilde araştırılmamıştır. Gerçekten davacının imzalı işyeri ücret bordrosunda ücretinin 2007 yılı Ocak ayında 7 günlük çalışma süresi karşılığı 133,00 TL olduğu yazılıdır. Davacı tarafından günlük 50,00 TL ücret aldığı iddia edilmiştir. SGK müfettiş raporunda olay günündeki ücretin günlük 19,00 TL. olduğu belirtilmiştir. İ.T.O ise 25.1.2007 tarihinde inşaat demirci ustasının maaş bordrosundaki ücreti alabileceğini bildirmiştir. Bu halde davacının hesaplamaya esas alınan ücretinin asgari ücret olduğu anlaşılmaktadır. Ancak esas ücretin ilgili meslek kuruluşundan araştırılması gerekmektedir. Gerçekten davacının inşaat demirci ustası olduğu gerek işveren beyanından gerekse dosyadaki diğer belgelerden anlaşıldığı gibi, demir ustasının asgari ücretle çalışmayacağı hayatın bilinen gerçeğidir. Bu bakımdan İ.T.O'nun bildirdiği cevapla yetinilerek bilirkişi tarafından hesaplamaya esas ücretin asgari ücret olarak kabulü doğru değildir.
Yapılacak iş öncelikle davacının inşaat demirci ustası olduğu ve inşaat demirci ustasının ilgili meslek odasından emsallerinin ücreti araştırılarak gerçek ücret belirlendikten sonra tazminatı yeniden hesaplatmak ve kurum tarafından bildirilen hüküm tarihine en yakın peşin sermaye değerini zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; davacının maddi zararlarının S.G.K'ca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri ile karşılandığından ve bu durumun önceden davacı tarafından bilinmesinin mümkün bulunmamasına göre, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
İşçinin imzasının bulunduğu ücret bordrolarının varlığı halinde bu ücret bordrolarında yazılı ücretten daha yüksek ücret ödendiğinin ispatı ancak aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter gibi yazılı belgelerle mümkündür. Ne var ki, şayet davacı işçinin yaptığı görev nedeni ile temininde güçlük çekilen eleman, çok vasıflı işçi, doktora, yabancı dil, teknik konularda ileri bilgiye sahip gibi vasıflara haiz olduğu ispat edilirse, bu takdirde asgari ücretle çalıştığına ilişkin işçinin imzası belge bulunsa da asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek, gerçek ücret araştırmasına gidilecektir
Somut olayda davacı demirci ustası olup iş kazasının olduğu aya ilişkin davacının imzası bulunan Ocak 2007 ayı ile 2007 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Eylül, Ekim ayları ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiği, davacının asgari ücretin üzerinde bir ücret aldığına ilişkin bir yazılı belge sunmadığı gibi bu konuda bir tanık beyanı dahi bulunmamaktadır.
Mahkemece maddi zarar hesabını asgari ücret esas alarak yapan 6.5.2009 havale tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın sonuçlandırılmış olması yerindedir. Ayrıca davacı dava dilekçesinde sürekli işgöremezlik zararı ile birlikte 500.00-TL tedavi gideri, 1.000.00-TL geçici iş göremezlik zararının davalıdan tahsilini istemiş, sürekli iş göremezlik zararı SGK'ca bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin peşin sermaye değeri ile karşılandığından buna ilişkin maddi tazminat talebi reddedilmekle beraber, iş kazası geçiren sigortalının tedavi giderlerini SGK karşılamakla yükümlü olduğundan işverenden tedavi gideri istenemeyeceğinden tedavi gideri talebinin de reddine karar verilmiştir.
Geçici ve sürekli işgöremezlik zararı talebinin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilemez ise de tedavi gideri talebinin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmesi gerektiğinden mahkemece davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 575.00-TL avukatlık ücretine hükmedilmesi doğrudur.
Mahkeme kararının bu nedenle onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun ilgili meslek odasından davacının asgari ücretle çalışmasının hayatın bilinen gerçeklerine aykırı olduğu gerekçesiyle emsal işçi ücretinin araştırılması ve maddi zararın SGK bağlanan gelirle karşılanması, nedeniyle maddi tazminat talebinin reddedildiği, bu durumun dava açmazdan önce davacı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından maddi tazminat talebinin reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği şeklindeki bozma kararı gerekçesine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy