(4721 S. K. m. 2) (5510 S. K. m. 96)
Dava ve Karar: Davacı, yaşlılık aylığının kesilmesine ait Kurum işleminin ve çıkarılan borcun iptaline, yeniden aylık bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının, bir kısım hizmet süresi ile yaşlılık aylığının iptali ve davacıya prim borcu ve yaşlılık aylığından borç çıkarılmasına ait davalı Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen birikmiş aylıkların dava gününden itibaren faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Kurumun Tokat Sigorta İl Müdürlüğünde görev yapan idarecilerin baskı ve ikna edici yollarla personelin bilgisayar şifrelerini öğrendikleri, Müdürlükte çalışanların birbirlerinin şifrelerini öğrenip kullanabilecekleri bir ortam yaratıldığı, hatta müdürlükte çalışan temizlik firması elemanlarının dahi personelin şifrelerini bildiği ve bu şifrelerle ekran başında işlem yaptıkları, aralarında davacı sigortalının da bulunduğu bir çok sigortalı yönünden hesaplara girilerek başka sigortalıların yaptıkları prim ödemelerinin bu sigortalı yapmış gibi prim ödeme hesaplarına geçirildiği, sonradan yapılan ödemelerin önceki tarihlerde yapılmış gibi prim ödeme hesaplarına girilerek birçok sigortalıya sanal hizmet süresi kazandırılarak yaşlılık ve ölüm aylıkları bağlandığı, sağlık karnesi verildiği, davacı sigortalı R. O.'ın prim ödeme hesabına 21.04.1998 gününde B 60 oprid kodu ile yapılan 29.01.1991 günlü 275, 000 TL, 24.12.1991 günlü 3.000.000 TL ve 24.07.1997 günlü 235.402 TL'lık 3 adet ödemenin girildiği, girilen bu ödemelerin başkasına ilişkin hesaptan çıkarıldığı, bu biçimde sigortalıya prim borcu var iken 9010 tarih sigortalılık süresi üzerinden 01.01.2001 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, usulsüzlüklerin müfettiş tarafından ortaya çıkarılması üzerine davacının prim borcu var iken aylık bağlanması sebebi ile yaşlılık aylığının başlangıçtan iptal edilip fuzulen ödenen yaşlılık aylığı sebebiyle borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Yasanın 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanıp uzunca süre ödendikten sonra yaşlılık aylığının iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz olarak hileli biçimde aylık bağlanmasına ait işlem sigortalının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir eylem sonucu oluşturulmamalıdır.
Bu durumda davacının, iade ile yükümlü olacağı açık olup, İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise dava gününde yürürlükte olan 5510 s. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesine göre belirlenmelidir. Bu maddeye göre; Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tesbit edilen bu yasa kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tesbit gününden geriye doğru en fazla on senelik süre de yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden
itibaren hesaplanacak olan yasal faizi ile birlikte
genel hükümlere göre geri alınır
düzenlemesine göre, davacının kasıtlı ve hileli hareketi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına neden olduğu sonucunun oluşması halinde, açıklanan bu madde kapsamında iade ile de yükümlü olduğu açıktır.
Somut olayda sigortalının prim ödeme hesabına yapılan hileli giriş 21.04.1998 gününde yüklenmiş, davacıda ödemeye ait herhangi bir belge ibraz etmemiştir. Bu durumda davacının tahsis talep gününde tam yaşlılık aylığı koşulları yönünden prim borcu olduğunu bildiği oluşturulan işlemin sigortalının da katılımında bulunduğu hileli bir eylem sonucu oluşturulduğunu göstermektedir. Bu halde davacının olayda, Medeni Yasanın 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulanmasını isteme hakkının bulunmadığı ortadadır. Ne var ki; Anayasal Sosyal Güvenlik ilkeleri ve aylığın bağlandığı tarihte yürürlükte olan 1479 S. Kanun gereğince davacının davada ki istemi de dikkate alınarak, davacının prim borcu çıktıktan sonra kalan sürelerinin kısmi yaşlılık aylığı yönünden yeterli olup olmadığının araştırılarak, varsa kısmi yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu tarihten itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi gerektiği durumda mahkemece bu yöne ait hiç inceleme yapılmadığı gibi davacının kesilen tam yaşlılık aylığına ait prim borcunu sonradan ödeyip ödemediği de araştırılmamıştır.
Yapılacak iş; davacının, aylık bağlandığı tarihte yürürlükte olan 1479 s. Kanun gereğince, prim borcu dışında kalan süreleri yönünden kısmi yaşlılık aylığı şatlarının olup olmadığını kurumdan sormak, varsa şartların oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek, davacının iade yükümlülüğüne ait olarak da yukarda açıklanan 5510 s. Yasa'nın 96. maddesi hükmü gözetilerek iade ile yükümlü olduğu süreyi belirleyerek kısmi yaşlılık aylığına karar verilmiş ise, iade yükümlülüğünü bu aylığın bağlanmasından önceki dönem yönünden tamamı üzerinden, kısmi yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten sonrası içerisinde tam aylık ile kısmi aylık arasındaki oluşacak fark Kurumdan sorulduktan sonra bildirilen ödemeler yönünden değerlendirmek, kısmi aylık şartlarının bulunmadığının anlaşılması halinde ise davaya konu miktarlar yönünden açıklanan ilkeler gereğince iade yükümlülüğü yönünden bir karar vermekten ibarettir. Kaldı ki davacının kesilen tam yaşlılık aylığına ait prim borcunu kurumun bildireceği gecikme zammı ve faizi ile ödemesi halinde de ödemeyi takip eden aybaşından itibaren yeniden bağlanabileceği gerçeği dahi mahkemece dikkate alınmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve özellikle davacının kısmi yaşlılık aylığı şartları yönünde değerlendirme ile iade yükümlülüğü olup olmadığı yolunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 15.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy