(506 S. K. m. 2, 6, 79) (YHGK. 16.09.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK. 5.2.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK. 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.) (YHGK. 2004/21-479 E. 2004/578 K.) (YHGK. 10.11.2004 T. 2004/21-538 E. 2004/621 K.) (YHGK. 01.12.2004 T. 2004/21-629 E. 2004/ 641 K.)
Dava: Davacı, davalı işveren nezdinde 22.8.2003-30.3.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Filiz Ekizoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı davalı işveren şirkete ait eğitim iş yerinde 22.8.2003-30.3.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı halde bildirimlerin 15.6.2005 tarihinde yapıldığını bildirilmeyen 22.8.2003-15.6.2005 tarihleri arasındaki çalışmaların tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı yanca işveren tarafından bildirilen süreler dışında çalışma olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa'sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ihtilaflı dönemin bordrolarında adı geçen davacı bordro tanığı Saniye Diker kendisinin 2002 yılı Ağustos ayından 2005 yılı Mayıs ayına kadar davalı iş yerinde çalıştığını davacının kendisinden sonra 2003 yılı Ağustos ayında işe girdiğini kendisinin iş yerinde ayrıldığı tarihte davacının halen çalışmasını sürdürdüğünü belirtirken, davacının 13.12.2004 tarihinde davalı kurum kayıtlarına giren şikayet dilekçesinde de kendisinin davalı iş yerinde 22.8.2003 tarihinde işe başlayıp halen çalışmasının devam etmesine rağmen sigortalı bildiriminin yapılmadığından bahisle şikayetçi olduğu görülmüştür. Gerek bordro tanığı ifadesinden gerekse kurum kayıtlarına giren davacı başvurusundan, davacının, davalıya ait iş yerinden bildirim yapılan 15.6.2005 tarihinden önce 22.8.2003 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı ve bu çalışmanın aralıksız olarak 30.3.2006 tarihine kadar devam ettiği açık olup davanın kabulü gerekirken aksine düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy