(5510 S. K. m. 4, 13, 18, 19)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacının iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma geldiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya şer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde İş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki 3 iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılamayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa'nın 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının ve sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından yapılan tahkikat sonucu olayın iş kazası olduğunun bildirildiği, iş kazası olduğu iddia olunan olay ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 22.11.2004 gün ve 13971 sayılı ekli yazılan ile, olay ile ilgili iş kazası tahkikatının halen devam ettiğinin bildirildiği halde Mahkemece bu işlem sonucunun ne olduğu olayın Kurumca iş kazası sayılıp sayılmadığı araştırılmadan ve SGK. ca sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi beklenmeden A. Hospital adlı özel sağlık kuruluşu raporu ile sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş; olayın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası sayılıp sayılmadığını ve yönteme uygun şekilde iş göremezlik oranının tespit edilip edilmediğini Kurumdan sormak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde davacıya Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak olayın iş kazası olduğunun tespiti halinde, davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi ve gelir bağlanma için önel vermek ve iş göremezlik oranını da tespit ettikten sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 03.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy