(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 55, 58, 72, 79) (YHGK. 10.04.2002 T. 2002/21-201 E. 2002/297 K.) (YHGK. 26.04.2006 T. 2006/21-198 E. 2006/249 K.)
Dava: Davacı şirket, 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin prim borçlarının 5 senelikzaman aşımı süresinin dolması sebebiyle 2004/4893 s. takip dosyasının iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı şirket temsilcisi ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Beleç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, SSK Bakırköy Sigorta İl Müdürlüğü'nün davacı şirketin Kuruma olan prim borçları sebebi ile yapılan 2004/4893 s. takip dosyasından gönderilen 22.11.2004 gün 39924 s. ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Davacı 01.12.2006 günlü ıslah dilekçesi ile davacı şirketin 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin prim borçlarının 5 senelik zaman aşımı süresinin dolması sebebi ile 2004/4893 s. takip dosyasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istek menfi tesbit davası kabul edilerek Bakırköy Sigorta Müdürlüğü'nün 2004/4893 s. takibe konu 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin prim borçlarının 6183 s. Yasa'nın 102 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davacı şirketin 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin belgenin dosyada olduğu, prim ve gecikme zammı borcu olmadığının davacı şirketin SGK'na 1999 yılı 315,91 YTL prim ve takip gününe kadar 1.892,15 gecikme zammı olmak üzere toplam 2.208, 07 YTL borcu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı şirket'in Kuruma olan 1997/8-12, 1998/1-12 ve 1999/1-4 aylarına ilişkin prim borçları sebebi ile SSK Bakırköy Sigorta İl Müdürlüğü'nün 2004/4893 s. takip dosyası ile 4.271,207,525 TL asıl alacak ve 32.557.141,343 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 36.628.848,382 TL'lik takip yapıldığı, 08.11.2004 günlü haciz bildiriminin davacı şirkete 19.11.2004 gününde ulaştığı, daha sonra şirket adına çıkarılan 22.11.2004 günlü ödeme emrinin davacı şirkete tebliğ edildiğinin kurum tarafından bildirildiği, ancak ödeme emrinin davacı şirkete tebliğ edildiği tarihi gösterir tebligat belgesinin dosya içerisinde bulunmadığı, şirket müdürü olan A.A.'a yapılan takip sebebiyle çıkarılan 09.11.2004 günlü 138964 no.lu ödeme emrinin A.A.'a19.11.2004 gününde tebliğ edildiğine ait belgenin dosyada olduğu, Şirket Müdürü olarak A.A. tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına gönderilen 19.11.2004 günlü dilekçe ile şirketin SSK Bakırköy Sigorta İl Müdürlüğü'ne olan 36.628.848,382 TL lik prim borcunu Fondan olan alacaklarından geriye doğru rücu kabil olmak üzere temlik ettiklerini bildirmiş olduğu, ödeme emrine konu takipten haciz bildirimi ile 19.11.2004 tarihi itibari ile haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, prim ve gecikme zammına dayalı bulunan ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Primlerin ödenmesini düzenleyen 506 s.Yasanın 80. maddesinde, 1.12.1993 tarih ve 3917 s.Yasanın 1. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurum alacaklarının takibinde 6183 s. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa hükümleri geçerli kılınmıştır. Prim borçları, bu düzenleme ile kamu alacağı derecesine getirilerek, takip ve tahsilinde icra ve iflas hukukuna göre çabukluk ve sadelik sağlanmak istenmiştir.
Davanın kanuni dayanağını 6183 s. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasanın 58. maddesi oluşturmaktadır.
Anılan madde ile, Kurum alacakları için 6183 s. Yasanın 55. maddesi hükmü uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı 7 tarih içinde dava açabilme olanağı bulunmaktadır.
Ödeme emrinin iptali istemine ait olarak anılan maddeye dayalı açılacak dava menfi tespit niteliğinde olup, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiaları dışında başka bir itiraz sebebi ileri sürülemeyecektir.
İtiraz davası için ön görülen 7 günlük sürenin hakdüşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 tarih ve 2002/21-201-297, 24.3.2004 tarih ve 2004/10164-170 s. kararları). Hakdüşürücü süre, niteliği itibariyle bir itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir, resen gözönünde tutulmalıdır.
Kamu alacağına ait olarak anılan madde kapsamında ön görülen menfi tespit davası dışında, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılmasına anılan yasa hükümleri cevaz vermemektedir. Zira, tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmektedir. 6183 s. Kanunda, İcra ve İflas Yasasının 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada ön görülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusu, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 tarih ve 2006/21-198 Esas, 249 Karar s. Kararı).
6183 s.Yasa ile menfi tesbit davasına, Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczini düzenleyen 6183 s.Yasanın 5479 s.Yasa ile değişik 79. maddesinde üçüncü şahıslar yönünden yer verilmiş ise de, bu olanak, kamu alacağı borçluları yönünden tanınmamıştır.
Somut olayda; SSK Bakırköy Sigorta İl Müdürlüğü'nün 22.11.2004 gün 39924 s. ödeme emrinin davacı şirkete tebliğ edildiğini gösterir belge dosya içerisinde bulunmadığından davanın Yasada öngörülen 7 günlük süre içerisinde açılıp açılmadığı anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş; davalı Kurumdan davacı şirkete gönderilen 22.11.2004 günlü ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediğini sormak tebliğ edilmiş ise tebligat belgelerini istemek davanın ödeme emrinin tebliğ gününden itibaren 7 günlük kanuni süre geçtikten sonra açıldığının anlaşılması halinde esasa yönelik inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar vermek, ödeme emrinin tebliğ edilmediğinin veya tebliğ edilip davanın 7 günlük süre içerisinde açıldığının anlaşılması halinde 6183 s. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasanın 58. maddesine göre, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiaları ile sınırlı inceleme yapılarak sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece eksik araştırmaya dayalı yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, bozma nedenine göre davacının tüm, davalı kurumun sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 15.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy