(2709 S. K. m. 12, 60) (506 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 91, 95)
Dava: Davacı, davalı işveren nezdinde 1.10.1995 - 5.3.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin işçilik alacağı yönünden feragat sebebiyle reddine, hizmet tespiti yönünden dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı yasal gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2 - Dava, davacının davalı işverene ilişkin işyerinde 1.10.1995- 5.3.2005 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespiti ile bir kısım işçilik alacağının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 15.4.2008 günlü davadan feragat dilekçesi nazara alınarak işçilik alacakları davasının feragat sebebi ile reddine, hizmet tespiti davası yönünden ise hizmet tespitine yönelik davadan feragat edilmeyeceği gerekçesiyle HUMK'nun 409. maddesi gereğince davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalılık süresinin tespitine ait olup uyuşmazlık bu kabil davalardan feragat edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat davanın taraflardan birinin ( davacının ) netice-i talebinden vazgeçmesidir. Feragat ile yalnız mevcut davadan değil o dava ile istenilen haktan da vazgeçilir. Davadan feragat sonucunda feragata konu teşkil eden hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz.
1982 Anayasa'sının 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulamaz devir edilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu 60. maddede ise herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulamaz ve feragat edilmez bir hak olduğu sonucuna ulaşılır.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu bu suretle sigorta olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerinin azaltmak veya başkasına devretmek yoluyla hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak kişi bakımından hem bir hak hem de yükümlülüktür.
HUMK'nun 95. maddesinin emredici nitelikte bir hüküm olmasına aksine bir uygulama yapılarak davanın işlemden kaldırılmasının kanuni olarak olanaklı bulunmamasına ve sosyal güvenlik hakkından feragat mümkün olmadığından hakdüşürücü süre içerisinde davacının aynı konuda her zaman dava açmasının mümkün olmasına göre hizmet tespit davasının feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ayrıca işçilik alacakları davasında talep edilen alacağın her iki davalıdan tahsili istendiği durumda davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy