(506 S. K. m. 2, 6, 9, 79) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 17) (YHGK. 16.06.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK. 05.02.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK. 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-479 E. 2004/578 K.)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1980 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. F. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1980 tarihi olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1980 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup, usul ve kanuna aykırıdır.
Davacıya ilişkin 01.01.1980 günlü işe giriş bildirgesi davalı Kuruma 21.04.1986 gününde verilmiştir. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 s. Sosyal Sigortalar Yasa'sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek şekilde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 s. Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının tarih sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta tarih bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 s. Yasa'nın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun şekilde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için ön görülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak kanuni sair belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.09.1999 gün, 1999/21-510-527, 30.06.1999 tarih 1999/21-549-555, 05.02.2003 tarih 2003/21-35-64, 15.03.2003 tarih 2003/21-634-572, 03.11.2004 tarih 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 tarih 2004/21-538 ve 01.12.2004 tarih 2004/21-629 s. kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan biçimde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten 01.01.1980 günlü işe giriş bildirgesinin Kuruma neden altı yıl sonra verildiği, davacının anılan kamyon şoförlüğü için 1980 yılında (E) sınıfı sürücü ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece araştırılmadığı gibi, dava dışı işveren baba Ö. T.'ın da nakliyeci olmasına rağmen davacı oğlunu çalıştığı süre içerisinde SGK'na bildirmemesi hayatın normal akışına aykırıdır.
Yapılacak iş; davacının babası olan işveren Ö. T.'a ilişkin nakliyecilik işyerinden Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin neden yıllar sonra verildiği araştırılarak, davacının kamyon şoförlüğü yapmak için bildirge gününde (E) sınıfı sürücü belgesinin olup olmadığını belirlemek ve işverenin davacının babası olduğu, babanın da oğlunu SGK'na bildirmemesinin hayatın normal akışına uygun olmadığı gerçeği karşısında gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde 506 s. Yasa'nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy