(506 S. K. m. 79) (YHGK. 16.06.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.)
Dava: Davacı, davalı işveren nezdinde 10.12.1999-Şubat 2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, davacının davalıya ilişkin işyerinde 10.12.1999-2006 Şubat tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile bu çalışmalarına ilişkin yatırılmayan primlerin işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde talep edilen sürelerde aralıksız çalıştığına dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın kanuni dayanağını oluşturan 506 s. Yasa'nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu sebeple özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ait belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı yasa kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir biçimde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 tarih 1999/21-510-527, 30.6.1999 tarih 1999/21-549-555, 3.11.2004 tarih 2004/21-480-579 s. kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin ve bildiriminin bulunmadığı, talep ettiği tarihlerde herhangi bir yerde çalışmasının olmadığı, mahkemece dinlenen davacı ve davalı tanıkları ile zabıta araştırması ile tespit edilen tanıkların tam olarak gün veremeseler de davacının davalı işyerinde çalıştığı yönünde beyanda bulundukları, 1999/2-2000/3 dönem bordrolarında yalnızca davalı işverenin eşi olan İsmail Kaya'nın sigortalı olarak gösterildiği, 18.04.2006 günlü yoklama memurluğu raporuna göre davacının davalı işyerinde çalışmalarına rastlanmadığı için dava açması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece zabıta araştırması ile komşu işverenler ve komşu işyeri çalışanları tespit edilerek beyanlarına başvurulmuş ise de dinlenen tanıkların işyerlerine ilişkin kayıtlar ve komşu işverenin işyerinde çalışan tanıkların çalıştıklarını iddia ettikleri işyerlerine ilişkin dönem bordroları getirtilmek suretiyle beyanları denetlenmediği gibi dinlenen tanık beyanlarında çalışma olgusundan söz edildiği durumda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, komşu işverenlerin ve komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen tanıklardan komşu işverenlere ve komşu işverenlerin çalışanlarına ilişkin kayıtları ve dönem bordrolarını getirtmek, çalışma sürelerini gözeterek beyanlarını denetlemek, gerekirse yeniden ayrıntılı beyanlarına başvurmak, işyerinde keşif yapılmak suretiyle yalnızca davalı işverenin eşinin sigortalı gösterildiği göz önünde bulundurularak işyerinin faaliyette bulunduğu dönemde işçiye ihtiyaç olup olmadığını tespit etmek, işyeri kahvehane olduğu için davacının çalışmasının ilgili emniyet birimine bildirilip bildirilmediğini araştırmak ve bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy