(506 S. K. m. 2, 6, 79) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 17) (YHGK. 16.9.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK. 05.02.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK. 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.)
Dava: Davacı, 22.2.1971 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 22.02.1971 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 22.02.1971 olarak tesbitine karar verilmiş ise de sigortalılık başlangıcı yönünden varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve kanuna aykırıdır.
Davacıya ilişkin 22.02.1971 günlü işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 s. Sosyal Sigortalar Yasa'sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek şekilde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 s. Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının tarih sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta tarih bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 s.Kanunun 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun şekilde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için ön görülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak kanunisair belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 tarih 1999/21-510-527, 30.6.1999 tarih 1999/21-549-555, 5.2.2003 tarih 2003/21-35-64, 15.10.2003 tarih 2003/21-634-572, 3.11.2004 tarih 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 tarih 2004/21-538 ve 1.12.2004 tarih 2004/21-629 s. kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan biçimde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davacının çalıştığı döneme ilişkin dönem bordroları istenmediği gibi komşu işyeri araştırması yapılmamış, komşu işyerinde çalışıp çalışmadığı belirli olmayan tanık beyanları ile yetinilerek sonuca gidilmiştir.
Yapılacak iş, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine ilişkin dönem bordrolarını getirtmek, davacı ile aynı dönemde bildirge gününde çalıştığı tespit edilen işverenin kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit edip beyanlarına başvurmak, bordro tanığı bulunmaması durumunda ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan sair işyerlerinde bildirge gününde çalıştığı tesbit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde 506 s. Yasa'nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy