(506 S. K. m. 2, 6, 9, 79) (Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 17) (YHGK. 16.06.1999 T. 1999/21-510 E. 1999/527 K.) (YHGK. 05.02.2003 T. 2003/21-35 E. 2003/64 K.) (YHGK. 15.10.2003 T. 2003/21-634 E. 2003/572 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-480 E. 2004/579 K.) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/21-479 E. 2004/578 K.) (YHGK. 01.12.2004 T. 2004/21-629 E. 2004/641 K.)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 1.4.1972 olduğunun ve 1.7.2005 gününden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.04.1972 olduğunun ve 01.07.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.04.1972 olduğunun ve 16.06.2005 günlü tahsis talebine istinaden 01.07.2005 gününden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiş ise de sigortalılık başlangıcı yönünden varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve kanuna aykırıdır.
Davacıya ilişkin 01.04.1972 günlü işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 s. Sosyal Sigortalar Yasa'sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek şekilde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 s. Yasa'nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının tarih sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta tarih bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 s. Kanunun 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun şekilde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için ön görülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak kanuni sair belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 tarih 1999/21-510-527, 30.6.1999 tarih 1999/21-549-555, 5.2.2003 tarih 2003/21-35-64, 15.10.2003 tarih 2003/21-634-572, 3.11.2004 tarih 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 tarih 2004/21-538 ve 1.12.2004 tarih 2004/21-629 s. kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan biçimde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davacının çalıştığı döneme ilişkin 1972/2.ve 3. dönem bordrolarında ismi bulunan bordro tanıkları dinlenmediği gibi komşu işyeri araştırması yapılmamış, davacı ile aynı işyerinde veya komşu işyerinde çalışıp çalışmadığı belirli olmayan tanık beyanları ile yetinilerek sonuca gidilmiştir.
Yapılacak iş; davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine ilişkin 1972/2.ve 3. dönem bordrolarında ismi bulunan kişilerin beyanlarına başvurmak, bu kişilere ulaşılamaması durumunda ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan sair işyerlerinde bildirge gününde çalıştığı tesbit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde 506 s. Yasa'nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının yaşlılık aylığı ile ilgili olarak verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy