(506 S. K. m. 2, 6, 9, 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ilişkin işyerinde 17.7.2003 - 2.12.2004 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ö. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı S.G.K'nun tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Dava, davacının davalı işverene ilişkin (1000419) sicil no.lu işyerinde 17.7.2003 tarihi ile 2.12.2004 tarihleri arasında geçen davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile işverence ödenmeyen ücret ve birikmiş faizi alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve kanuna aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence davacının (1000419) sicil no.lu iş yerinde 2.12.2004 gününde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi verildiği, 2.12.2004-13.4.2005 tarihleri arasında 133 tarih bildirimde bulunulduğu, bildirime uygun prim ödemesinin yapıldığı işyerinin kapsama alınış tarihinin araştırılmadığı, davalı işyeri dosyasının Kurumdan istenmediği, işverenden işyeriyle ilgili tespiti istenen dönemde düzenlenmiş imzalı ücret belgesi veya puantaj cetveli olup olmadığının sorularak varsa getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın kanuni dayanağını oluşturan 506 s. Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen sair tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan biçimde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; verilmiş ise dönem bordrosu getirtilerek 17.7.2003 gününde davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanıkların, yoksa zabıta marifetiyle tesbit edilecek, işyerine komşu olan sair işyerlerindeki kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalıya ilişkin işyeri dosyası, davacının talep ettiği sürelere ait dönem bordroları ile davacının imzalı ücret tediye bordrolarını dosyaya celbederek, işyerinin 506 s. Kanun kapsamına hangi tarihte alındığını sormak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde 506 s. Kanunun 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının işçilik alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine 09.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy