(506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, 4.5.2005 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilen hizmet süresinin primlerinin ödenmediğinden, davalı kurum tarafından yaşlılık aylığından yararlanmak için gerekli prim ödeme gün sayısına katılmadığından bahisle 4.5.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının yaşlılık aylığı bağlanması için kuruma yazılı başvurusunun bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının 506 Sayılı Kanunun 60/H maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlanması istemi ile davalı kuruma yazılı başvurusunun bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kuruma başvurunun bulunmadığı durumlarda yaşlılık aylığı istemi ile dava açılmasının 506 Sayılı Kanunun 60/H maddesinin öngördüğü biçimde yazılı bir başvuru niteliğinde bulunup bulunmadığına ilişkindir. Somut olayda davacının yaşlılık aylığı istemli dava dilekçesi davalı Kuruma tebliği edilmekle davalı kurum bu yöndeki istemi öğrenmiş buna rağmen hizmet tespiti yoluyla kazanılan sürelerin primlerinin ödenmediğinden bahisle davaya karşı koymuştur. Dava dilekçesinin aylık talebi ile kuruma yapılmış başvuru olarak kabulü kaynağını Anayasadan alan değiştirilemez ve vazgeçilemez bir hak olan sosyal güvenlik hakkının zorunlu bir sonucudur. Tersinin kabulü, davalı Kurumun Anayasa'dan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan, koşulların oluşması tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlaması yerine bağlamamasından kaynaklanan kusurundan yararlanmak olur ki, bu durumun hak ve nesafet kuralları ile bağdaşmadığı ortadadır.
Yapılacak iş dava dilekçesinin tahsis talebi olarak kabulüyle davacının yaşlılık aylığı talebiyle ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy