(3201 S. K. m. 6) (YHGK. 22/10/1997 T. 1997/10-588 E. 1997/857 K.)
Dava: Davacı, 397840 sayılı yazıyla kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. C. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığını kesen Kurum işleminin iptaliyle kesilen aylığın bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme davanın kabulüyle davacının aylığını kesen Kurum işleminin iptaliyle kesilen aylığın ödenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 3201 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesidir. Madde de aylık bağlanma koşulu olarak yurda kesin dönüş yapılması esas alınmıştır. Ne var ki, 3201 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurtdışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren aylıklarının kesileceği 6/B maddesinin açık hükmü gereğidir.
Yurt dışında çalışanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi yönünden, yurda kesin dönüş koşulunun varlığı zorunlu görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/1997 gün, 1997/10-588 E., 857 K. sayılı ve 22/4/1999 günlü, 1999/21-284 E., 300 K. sayılı ve daha sonra aynı doğrultudaki kararlar).
Öte yandan, davacı işçinin, çalıştığı ülkeden işsizlik yardımı, hastalık, geçici işgöremezlik vs. gibi yardımlar alması halinde sigortalının kesin dönüş yapmadığı Yargıtay kararları ile de kabul edilmektedir.
Gerçekten, taraflar arasında uyuşmazlık, temelde, yaşlılık sigortasından faydalanmak isteyen 3201 sayılı yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığı koşullarından yurda kesin dönüş koşulu'nun bulunmadığının sonradan anlaşılması halinde, Kurumca uygulanacak işlem ve yaptırımlara ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu konuda sözü edilen 3201 sayılı Yasa, 6 ncı madde (B) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile, dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler yönünden Kurumca yapılması gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre; yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem veya uygulanacak yaptırım; yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelini iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
En önemlisi işten ayrılma veya yurt dışından dönüş koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece; aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçimde yaptırıma bağlanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 10.9.1973-11.4.2006 tarihleri arasında Hollanda da geçen çalışmalarından 7200 gün borçlanarak bedelini 29.5.2006 tarihinde ödediği ve davacıya 1.6.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 4.1.2008 tarihli yazısında davacının Hollanda da çalışmaya devam ettiği anlaşıldığından yaşlık aylığını baştan iptal ederek 1.6.2006-17.1.2008 tarihleri arasında ödenen 14.082,84 TL'nı borç çıkardığı, ve Hollanda'dan getirtilen 18.10.2007 tarihli hizmet cetvelinde davacının 10.9.1973 tarihinden itibaren halen sigortalı olduğunun bildirildiği ve davacının tahsis dosyasındaki dilekçesinde Hollanda'dan maluliyet aylığı aldığını iddia ettiği anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesine göre aylık tahsisi için yurda kesin dönüş yapılması şart olduğundan, Kurumca davacıya 3201 sayılı Yasa uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının durdurulması, giderek bağlandığı tarihten itibaren iptali işleminde bir isabetsizlik yoktur. Ancak mahkemece davacının aylığının yeniden bağlanmasına karar verilirken yurda kesin dönüşün gerçekleşip gerçekleşmediği ve yurtdışındaki çalışmanın devam edip etmediği araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının yurtdışında zorunlu sigortalılığının devam edip etmediği, işsizlik ve hastalık yardımı alıp almadığı, Hollanda'dan maluliyet aylığı bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise hangi tarihten beri bağlandığı ve maluliyet aylığı aldığı halde sigortalılığının Hollanda da devam edip etmediğin araştırılarak, Emniyet Müdürlüğünden yurda giriş çıkış tarihleri sorularak, muhtarlıktan ve ilgili Nüfus İdaresinden ikametgah bilgiler tarihleriyle birlikte sorgulanıp, zabıtaca da çevreden araştırıldıktan sonra davacının yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı ve yurt dışında çalışmaya devam edip etmediği hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, davacının aylığının bağlanıp bağlanmayacağı konusunda bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, hatalı değerlendirme eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy