(506 S. K. m. 32, 33, 34, 134) (5510 S. K. m. 101) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, devlet hastanelerinde yaptırılamayan ameliyat ve tedavi sebebiyle özel hastaneye ödemek zorunda kalınan toplam 104.000,00 TL maddi ve mağdur olması sebebiyle manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi Z. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Davacı, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ile civarındaki devlet hastanelerinde yaptırılamayan ameliyat ve tedavi sebebiyle özel hastaneye ödenmek zorunda kalınan toplam 104.000,00.-TL maddi tazminatın müracaat tarihi olan 31.12.2007 tarihinden ve mağdur edilmesi nedeni ile 20.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Sağlık Bakanlığı'ndan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 32., 33. ve 34. maddeleri olması, iş bu davada husumetin Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Özel hastaneye ödenen ameliyat ve tedavi giderlerinin (maddi tazminatın) istemine dair dava ile ilgili olarak mahkemece, dava dilekçesinin husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen karar doğrudur. Ancak, davacının manevi tazminat istemine dair olarak verilen karar usul ve yasaya uygun değildir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce, yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur.
İş mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 506 sayılı Kanunun 134. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 101. maddeleri, anılan yasaların uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğini kurala bağlamıştır.
Davalı Sağlık Bakanlığı, devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alan bir kamu tüzel kişisidir. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Hastanelerin eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı içerisindedir. Davacının manevi tazminat isteminin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın Sağlık Bakanlığı'na yöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurundan doğan manevi zararın ödetilmesi istemidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece, davacının manevi tazminat istemine dair davanın tefrik edilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy