(4857 S. K. m. 77) (YHGK 16.06.2004 T. 2004/21-365 E. 2004/369 K.)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatla tedavi giderinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı A... Ltd. Şti'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 29.05.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sol ayak parmağında kırılma ve ezilme meydana gelen ancak sürekli işgöremezliğe uğramayan davacı işçinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesiyle tedavi gideri ve ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminatın 29.05.2006 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 68,43 TL tedavi gideri alacağının dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine ve davacının diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar sebebiyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (H.G.K.nun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir)
Somut olayda, soruşturma aşamasında ve kamu davasında bilirkişilerce sunulan raporlarda, olayın iş kazası olduğu, davacı ve davalı işverenin iş kazasının meydana gelmesinde kusurları bulunduğu ifade edilmiş ancak tarafların kusur oranları belirtilmemiştir. Kurum müfettişince hazırlanan 29.05.2006 tarihli raporda iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen davalı işverene ait olduğu, kazazede işçinin kusurunun bulunmadığı açıklanmasına karşın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişince hazırlanan 21.09.2006 tarihli raporda davacının %70, davalı işverenin ise %30 kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Mahkemece, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunu'nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri göz önünde tutularak, kusurun aidiyeti ve oranını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirleyen rapor alınmadan manevi tazminata ve tedavi giderine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, mahkemenin hükme esas aldığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişince hazırlanan 21.09.2006 tarihli raporda davacının %70, davalı işverenin ise %30 kusurlu olduğu açıklandığı halde mahkemenin davacıyı %25, davalı işvereni %75 oranında kusurlu kabul ederek hüküm kurması da yerinde değildir.
Yapılacak iş, konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan kusurun aidiyeti ve oranını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirleyen rapor alarak olayda işverenin ve işçinin kusur oranlarını saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin kusur oranı belirlenmeden tazminat ve tedavi giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle bozulmasına, bozma nedenine göre manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 15.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy