(1086 S. K. m. 409)
Dava: Davacı, idari para cezasını içeren ödeme emrinin iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Yıldız tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 03.04.2008 günlü 2.049.98 TL'lik ödeme emrinin, davacı şirketin cezai sorumluluğu bulunmadığı sebebiyle iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinin 1. fıkrası gereğince, Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Aynı maddenin 5. fıkrası gereğince, İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içerisinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır., son fıkrası uyarınca da, Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi durumda beşinci fıkra hükmü uygulanır. Bu fıkrada ilk yenilemeden sonra bir defa denildiği için, bir dava iki defa takipsiz bırakılabilir(işlemden kaldırılabilir) ve iki defa yenilenebilir. Buna göre, bir davanın ikinci defa takipsiz bırakılması halinde mahkeme dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermelidir. (davanın açılmamış sayılmasına karar veremez). Böyle bir dava, ikinci (ve son defa) yenilenebilir. Ancak ikinci yenilemeden sonra davanın tekrar (üçüncü defa) takipsiz bırakılması halinde, (dosyanın işlemden kaldırılmasına değil)davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ilk duruşmanın 28.08.2008 gününde yapıldığı, duruşmaya davacının dava dilekçesi 02.05.2008 gününde tebliğ edilmesine rağmen gelmediği, davalı Kurum'un duruşmaya katıldığı, mahkemece davacı vekiline çıkarılan tebligatın adres eksik yazıldığı için yanlış yere gönderildiği ve iade edildiği belirtilerek davacıya yeniden davetiye çıkarılmasına karar verildiği, duruşmada davalı Kurum vekilinin davayı takip etmediğini belirtmeyerek cevap dilekçesini aynen tekrar ettiğini bildirdiği, mahkemece de davalının davayı takip edip etmeyeceğinin sorulmadığı, 18.12.2008 gününde ikinci duruşmanın yapıldığı, bu duruşmanın, birinci duruşmadan sonra 3 aylık süre geçtikten sonra yapıldığı, duruşmaya davacı ve davalının katıldığı, 07.04.2009 gününde üçüncü duruşmanın yapıldığı, 16.07.2009 gününde 4. duruşmanın yapıldığı, davacının duruşmaya gelmediği, davalının da davayı takip etmeyeceğini bildirmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının 16.07.2009 gününde yenileme dilekçesi verdiği, aynı tarih tensip zaptı yapılarak duruşma yapıldığı, duruşmada 28.08.2008 günlü birinci duruşmada davacıya tebliğ yapılamadığı sebebiyle davacı tarafa yeniden tebligat çıkarılmasına karar verilmiş ise de bunun seri dosyalardan kaynaklanan bir hata olduğu, 28.08.2008 günlü oturum için davacı vekiline usulüne uygun davetiyenin tebliğ edildiği, bu oturuma davacı ve vekilinin mazeretsiz olarak katılmadığı için davanın yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ve 3 aylık süre içerisinde bir yenileme talebi bulunmadığının anlaşıldığının mahkemece belirtildiği, davacı vekiline bu durum ile ilgili beyan için süre verildiği, 08.12.2009 gününde bir önceki celsede belirtilen açıklamalara göre davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece 28.08.2008 günlü ilk oturumda davacı ve vekili mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemiş iseler de, davalı Kurum vekilinin duruşmaya geldiği ve davayı takip etmeyeceğine dair beyanda bulunmadığı gibi davanın esasına yönelik cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ettiğini bildirerek davayı takip etmeye yönelik hareket ettiği, mahkemece de davalı Kurum vekiline davayı takip edip etmeyeceği sorulmadığından HUMK'nun 409. maddesindeki şartlar oluşmadığı durumda belirtilen maddedeki şartların oluştuğundan bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 13.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy