(506 S. K. m. 79) (4792 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, Kuruma yersiz ve fazladan ödediği idari para cezası ile gecikme zammının ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacı şirketin eksik işçilik bildiriminde bulunduğu gerekçesiyle davalı Kurumca tahakkuk ettirilen ek prim ve gecikme cezası ile idari para cezasının iptali ile yersiz tahsil edilen miktarın ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, 506 Sayılı Kanunun 79. maddesi 12. fıkrası gereğince davalı Kurumun ancak ihale yoluyla yaptırılan işler ve özel bina inşaatı iş yerleri ile olmak üzere böyle bir inceleme yetkisinin bulunduğu, bundan dolayı tahakkuk ettirilen prim ve gecikme cezasının iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı şirket adına kayıtlı otel işyerinde yapılan denetim sonucu, davacı işverence asgari sigorta primleri hesabına esas tutulacak kazançlar tutarı altında bildirimde bulunulduğu tespit edilerek, ek prim ve gecikme cezası tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
4.10.2000 tarih ve 616 Sayılı KHK'nin 66. maddesiyle sigorta müfettişlerinin işyerlerinde belirtilen nitelikte inceleme ve ölçümleme yapma ve bu raporlara dayalı olarak da Kurum tarafından resen prim tahakkuk ettirme yetkilerini düzenleyen 4792 Sayılı Kanunun 3917 Sayılı Kanun ile değişik 6. maddesi yürürlükten kaldırılmış, ne var ki, 616 Sayılı KHK Anayasa Mahkemesi'nin 31.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal kararı 10.11.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış ve iptal kararı yayım tarihinden bir yıl sonra 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 Sayılı Kanunun 37. maddesiyle değişik 506 Sayılı Kanunun 79. maddesinin 7. fıkrasında fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi halinde, bu belgenin Kurumca resen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği, işverenin, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın reddi halinde işverenin kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili mahkemeye başvurabileceği belirtilmiştir. 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 83. maddesinin 5. fıkrasında da bu mevcut düzenleme aynen yer almıştır.
a- Ek prim ve gecikme cezası yönünden;
Somut olayda Kurum tarafından re'sen tahakkuk ettirilen 119.628,51 TL prim ve 70.941,82 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 190.568,34 TL.lik borç bildirimi davacıya 13.3.2007 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı bu miktarı itirazi kayıt koyarak 28.2.2007 tarihinde ödedikten sonra Kurum ünitesine 1 aylık sürede itiraz etmediği gibi bu davayı tebliğ tarihinden itibaren 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra 7.9.2009 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı Kurum ünitesine itiraz etmeyip, dava da açmayarak Kurumun prim ve gecikme zammı tahakkukuna ilişkin işleminin kesinleşmesine sebep olmakla, sonradan söz konusu Kurum işleminin iptali ile ilgili menfi tespit davasının dinlenebilmesi mümkün değildir. Bu sebeple davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
b- Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişince saptanan bildirim dışı kalmış işçilik sebebiyle tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptali ve yersiz ödemenin tahsiline ilişkin isteme gelince;
17.7.1964 tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 140. maddesinin 9.5.2007 tarih ve 5655 Sayılı Kanun ile değişik şekline göre idari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içerisinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı red edilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. hükmü getirilmiştir.
Yukarıdaki anılan yasanın amir hükmü nazara alınarak davaya konu idari para cezası yönünden davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 14.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy