(5510 S. K. m. 4) (506 S. K. m. 2, 6, 9, 79) (YHGK. 06.07.2005 T. 2005/21-437 E. 2005/448 K.) (YHGK. 30.05.2007 T. 2007/21-306 E. 2007/320 K.)
Dava: Davacı, davalı işveren nezdinde 26.5.1990-10.6.1990 tarihleri arası çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Dava sigortalılık başlangıcının 26.5.1990 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa'nın belirlediği biçimde (506 Sayılı Kanunun 2. maddesi ve 5510 Sayılı Kanunun 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 Sayılı Kanunun 6. maddesiyle 5510 Sayılı Kanunun 7/a maddesinde ve Yargıtay H.G.K.'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 Sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Dosya içeriğinden, davacının adına tescilli iş yerinde 26.5.1990 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak Kurum'a intikal ettirildiği, giriş bildirgesinin verildiği iş yerinden davacının çalışmasının Kuruma bildirilmediği, giriş bildirgesindeki imzanın ve fotoğrafın davacıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulüyle saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda, iş yerinden Kuruma verilen dönem bordroları getirtilmeden, giriş bildirgesinin verildiği tarihte davacı ile birlikte çalışması bulunan bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı dinlenmeden sonuca gidildiği görülmüştür.
Yapılacak iş; davacının çalışması ile ilgili işe giriş bildirgesinin verildiği iş yerinden 1990/2 döneme ait bordroları Kurumdan istemek, bordroların verilmediğinin ya da bordro tanığı bulunmadığının anlaşılması halinde Belediyeden ve Vergi Dairesinden bu iş yerlerinin kayıtlarını getirip komşu ve yakınlıklarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları S.G.K.dan getirtilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 Sayılı Kanunun 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 11.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy