(506 S. K. m. 79) (2926 S. K. m. 2, 3, 5, 7, 9, 10) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.) (YHGK. 03.10.2007 T. 2007/10-658 E. 2007/718 K.) (YHGK. 28.11.2007 T. 2007/10-907 E. 2007/893 K.) (YHGK. 25.02.2009 T. 2009/21-39 E. 2009/92 K.)
Dava: Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Fidan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2 - Davacı, ürün bedelinden ilk Bağ-Kur prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başı olan 01.05.1995 gününden itibaren 2926 s. Yasa'ya tabi tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.05.1995-31.12.1995 tarihleri arasında 2926 s. Kanun kapsamında davalı Kurum sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Davanın kanuni dayanağını oluşturan 2926 s. Yasa'da 506 s. Yasa'nın 79. maddesine koşut geçmiş tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine ait bir düzenleme mevcut değildir. 2926 s. Yasa'nın 7. maddesi hükmüne göre, bu kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan kanunun 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içerisinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 s. Yasa'nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan kanunun uygulanma gününde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Sair yandan, resen tescil başlığını taşıyan 9. maddeye göre bu kanun kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca resen yapılması gerekmektedir. 2926 s. Yasa'nın 36. maddesi kapsamında Kurumun prim alacaklarım Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen biçimde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği resen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, 2926 s. Yasa'nın 10. maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile sair kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan pancar ekicileri istihsal kooperatifleri ile birliği, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın kanuni karinesi olduğu ortadadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil kaydı bulunmadığı, üzerine kayıtlı zirai arazisinin bulunduğu, 01.06.1976 gününden itibaren tarım kredi kooperatifi kaydının bulunduğu, 13.09.2002 gününden itibaren ziraat odasına kayıtlı olduğu, davacının sattığı ürün bedelinden 11.04.1995 gününde prim kesintisinin yapıldığı, bunun dışındaki sürelerde ürün bedelinden prim kesintisi yapıldığına ait dosyada belge bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlaması için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması gerektiği gibi, devam etmesi için de iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması, devam eden ziraat odası kaydı, tarım kredi kooperatifi kaydı, doğrudan gelir desteği ödemelerinden yararlanma, zirai kredi kullanımı ve benzeri nedenlerin bulunması gerektiği dikkate alınmalıdır. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2007 tarih ve E:2007/21-73, K:2007/71, 03.10.2007 tarih ve E:2007/10-658, K:2007/718; 28.11.2007 tarih ve E:2007/10-907, K:2007/893 ve 25.02.2009 ve E:2009/21-39, K:2009/92 s. kararlarında da benimsenmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, prim kesintisinin, ziraat odası kaydının ve tarım kredi kooperatif kaydının bulunduğu 01.05.1995-31.12.1995 tarihleri arasında verilen tesbit kararı yerinde ise de; 31.12.1995 gününden sonra da 24.07.2003 gününe kadar devam eden tarım kredi kooperatif kaydı ve 13.09.2002 gününden sonra devam eden ziraat odası kaydı sebebiyle 31.12.1995 ila dava tarihi olan 18.08.2008 tarihleri arasında da tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna uygun değildir.
Yapılacak iş, davacının 31.12.1995 gününden sonra da 24.07.2003 gününe kadar devam eden tarım kredi kooperatif kaydı ve 13.09.2002 gününden sonra devam eden ziraat odası kaydı sebebiyle 31.12.1995 ila dava tarihi olan 18.08.2008 tarihleri arasında da tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davacının 31.12.1995 ila dava tarihi olan 18.08.2008 tarihleri arasında da tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmemiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy