(5510 S. K. m. 80, Geç. m. 17)
Dava: Davacı, 01.05.1996-01.06.2005 tarihleri arası tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespiti ile 5510 sayılı yasanın geçici 17. maddesinin uygulanmasına dair işlemin ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O.B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle davacının 01.05.1996-01.06.2005 tarihleri arasındaki sürede sigortalı olduğunun tespitine ilişkin olarak verilen hüküm Tebliğin yürürlüğe girdiği 14.01.2009 tarihinden sonra Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2009 tarihli kararı ile kesinleştiğinden davalı Kurumca yapılan işlem yerinde değilse de davacının 01.08.1996- 30.04.2008 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim borcunun müracaat edeceği tarihindeki 5510 sayılı Yasa'nın 80. maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazancı tutarı üzerinden yapılacak hesaba göre ödenmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre davalı Kurumun yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: ÖNEMİ NEDENİYLE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
AMASYA
İŞ MAHKEMESİ
E: 2009-262
K: 2010/59
T: 12.05.2010
Mahkememizde görülmekte bulunan iş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ürün teslimindeki tevkifat kesintilerine istinaden Tarım Bağkur sigortalı olduğunun tespiti için Amasya İş Mahkemesi'nin 2008/455 Esas 2009/12 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin 01.05.1996 tarihinden 01.06.2005 tarihine kadar tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verildiğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından kararın onanarak geldiğini, davalı kurumun Yargıtay kararı gereği hizmeti kayıtlarına işlediğini hemen peşinden aynı günler içerisinde 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. Maddesini uygulayarak var olan ödemelerin dışında hizmet ve borcu askıya aldığını, ancak 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesi ile 30.04.2008 tarihi itibariyle 5 yıl ve daha fazla süre ile prim borcu olan sigortalıların 14.01.2009 da yayınlanan SGK tebliğinden itibaren 6 ay içinde borcunu ödememeleri halinde ödemeleri kadar hizmet verilerek geri kalan hizmetlerinin askıya alınmasını düzenlediğini, oysa müvekkilinin geriye dönük hizmeti ve borcu zaten Ağustos 2009 sonu itibariyle işlenmiş ve hiç bir süre tanınmadan doğrudan askıya alınmıştı. Halbuki Ağustos 2009 sonuna kadar ortada ne bir hizmet ne de borç bulunmadığı için kişinin ödeme sürecine girmesi zaten mümkün olmadığını, SGK tebliği ile yıllarca borucunu ödemeyenlere 6 ay süre verilmesine rağmen müvekkiline hiç bir makul süre tanınmadan bu uygulamaya tabi tutulması hukuka aykırı olduğunu, bu durumda 9 yıl hizmete normal şartlarda 18 bin TL civarında borç çıkacak iken şu anda 30 bin TL civarında borç çıkmakta olduğunu, bu durum ise müvekkilinin cezalandıran bir duruma sokup hukukun genel ilkeleri ile sosyal devlet ilkesini ihlal eden mahiyette olduğunu, yukarıda sunulan nedenlerle mahkemece hükmedilen kurumca tescil edilen hizmetin geçerliliğine, şartları oluşmadan uygulanan 5510 Sayılı Yasa'nın geçici 17. Maddesinin uygulanmasına dair işlemin ortadan kaldırılmasına, hizmetin iadesi ve oluşan borcun ödenmesi açısından tebliği de belirtilen makul sürenin tanınarak kurum sataşmasının önlenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş olup davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.06.2005 tarihi itibariyle Tarım Bağkur sigortalısı olmuş ise de bilahare mahkeme kararı ile bu sigortalılık 01.05.1996 tarihine çekilmiş olduğunu geçici 17. madde gereği yapılan işlem askıya alma işlemi olup, sigortalılık süresi sadece askıya alınmıştır. Davacıya çıkartılan ve bir suretini dilekçemize eklediğimiz tebligattan da görüleceği gibi sigortalılık süresine ait borç tutarının 3 ay içinde ödenmesi halinde sigortalılık süresi tekrar canlandırılacaktır. Dava dilekçesinde talep edilen geçici 17. maddenin uygulanmasına dair işlemin ortadan kaldırılmasını talep etmiş ise de; bu işlem 5510 Sayılı Yasa gereği yapılmış olup yasaya uygun olarak yapılan işlemin iptali talep edilemez. Dava dilekçesi ile hizmetin iadesi ve borcun ödenmesi açısından makul sürenin tanınması işlemi ise idari yoldan yapılan bir işlemdir. Davacıya bu borcu ödemesi için 3 aylık bir şiire tanındığı gibi bu süre içinde ödeme yapmadığı takdirde yeniden müracaat hakkının da mevcut olduğunu, prim borcunun 18 bin TL den 30 bin TL ye çıktığı hususu da gerçeği yansıtmadığını, kurumdan davacının her iki süredeki prim borcunun da sorulmasını talep ettiklerini, kaldı ki yasaların kişilerin durumuna göre farklı uygulanması düşünülemeyeceğini yukarıda arz edilen nedenlerle davacının davasının reddini talep etmiştir.
Mahkememiz tarafından SSK İl Müdürlüğü'nden davacının şahsi sicil dosyası ile 5763 Sayılı Af Yasası'ndan faydalanmak için davacının müracaatı olup olmadığının sorulmasına yönelik müzekkereler yazıldığı gelen müzekkere cevaplarının dosyasına eklendiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, davacı ve davalı vekilinin beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının Amasya İş Mahkemesine dava açmak sureliyle 01.05.1996-01.06.2005 tarihleri arasında Tarım Bağkur sigortalısı olarak tescilini talep elliği talebi doğrultusunda karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nca da bu karar onanarak mahkemesine gönderildiği, davacının mahkeme kararı gereği davalı kuruma müracaat ettiği, davalı kurumun da hizmeti kayıtlarına işlediğini ve hemen peşinden aynı günler içinde 5510 Sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesini uygulayarak var olan ödemelerin dışındaki hizmeti ve borcu askıya aldığı, geçici 17. Madde gereği 5 yıl ve daha fazla süre ile prim borcu olan sigortalının 14.01.2009 tarihinde yayınlanan SGK tebliğinden il ihamı 6 ay içinde borcunu ödememeleri halinde ödemeleri kadar hizmet verilerek geri kalan hizmetlerin askıya alınması düzenlendiği davalı kurumun buna göre işlem yaptığı, oysa davacının geçmişe dönük hizmeti ve borcunun zaten Ağustos 2009 sonu itibariyle işlendiği hiç bir süre tanınmadan doğrudan askıya alındığı gerçekte Ağustos 2009 sonuna kadar ortada ne hizmet ne de borç bulunmadığı için davacının ödeme sürecine girilmesinin mümkün olmadığı, davacının makul süre tanınmadan davalı kurum tarafından böyle bir uygulamaya tabi tutulması hukuka aykırı olduğu, davalı kurumdan davacının Ek 19. ve geçici 17. maddesine göre kuruma müracaat edildiğinde her iki müracaat sonunda çıkacak prim borcu sorulmuş olup davalı kurum tarafından verilen cevabi yazıda da 08.03.2010 tarihi itibariyle kuruma müracaatı olması halinde Ek 17. maddeye göre durdurulan hizmetin ihya edilmesi sonucu 20.091,00 tl borcu olduğunun hesaplandığı, Ek 19. madde yürürlükte olduğu dönemde kuruma müracaatı olmadığından bu yasa hükmünden yararlanamadığı, müracaat olması halinde Ek 17. maddesinden yararlanabileceğinin belirtildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM, Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KABULÜ İLE; Amasya İş Mahkemesi'nin 2008/455-2009/12 E K sayılı kararı gereğince hükmedilen 01/05/1996-01/06/2005 tarihleri arasında davacının Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun ve kurumca tescil edilen HİZMETİN GEÇERLİLİĞİNE, şartları oluşmadan uygulanan 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 17. maddesinin uygulanmasına dair İŞLEMİN ORTADAN KALDIRILMASINA, hizmetin iadesi ve oluşan borcun ödenmesi açısından tebliğde belirtilen makul sürenin tanınarak KURUM SATAŞMASININ ÖNLENMESİNE,
2- Davacı vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan maktu 1.000.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç takdirine yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu 24,6 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı. 12.05.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy