(5510 S. K. m. 80, Geç. m. 17)
Davacı, 1.4.1997- 2.5.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde 1.6.1995 tarihinden dava tarihi olan 2.5.2011 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, 5.7.2011 tarihli duruşmada ise 1.4.1997- 2.5.2011 tarihleri arasındaki dönemin tespitini talep ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulüyle davacının 1.4.1997- 2.5.2011 tarihleri arasında davalı Kurumca sigortalı olarak kabul edildiği süreler dışında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 1.4.1995 tarihi itibariyle kayıt ve tescil edildiği, davacının prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Yasanın Geçici 17 nci maddesi gereğince 13.014, 81 TL pirim borcunu ödemesi için davacıya tebligat yapıldığı, prim borcunun ödememesi nedeniyle sigortalılığının 31.3.1997 tarihinde durdurulup 1.5.2008 tarihinde yeniden başlatıldığı, davacının dava açıldıktan sonra 30.5.2011 tarihinde sigortalılığının durdurulduğu tarihten itibaren biriken pirim borcunu yapılandırma yoluyla ödemek için müracaatta bulunması üzerine davalı Kurumca talebinin kabul edilerek pirim borcunun 6111 sayılı Yasa gereğince yapılandırılıp takside bağlandığı anlaşılmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17 nci maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 s. kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Somut olayda, davacıyla davalı Kurum arasındaki uyuşmazlık davacının 1.4.1997- 1.5.2008 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda değil prim borcu bulunması nedeniyle 31.3.1997 tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulmuş olmasından çıkmıştır.
Yapılacak iş; davacının 30.5.2011 tarihinde yaptığı başvuru üzerine prim borcunun yapılandırılma talebinin kabul edilip edilmediğini durdurulan sigortalılığının yeniden başlatılıp 31.3.1997-1.5.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılıp sayılmadığı sorularak, talebi kabul edilmiş ve 31.3.1997- 1.5.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılmış ise konusu kalmayan davanın reddine, kabul edilmemiş ise davacıya bu döneme ilişkin 5510 sayılı Yasanın 80. maddesine göre belirlenecek prim borcunu Geçici 17 nci Maddede belirtilen süre içinde davalı Kuruma ödemek için müracaatta bulunması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Kabul şekli bakımından talebin daraltılması (azaltılması) feragat anlamında olduğu ve davacı 1.6.1995-1.4.1997 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tespit talebinden vazgeçtiği zaten bu dönemle ilgili tespit kararı verilmesinde de hukuki yarar bulunmadığı halde bu döneme ilişkin istemin reddine ve davalı Kurum yararına avukatlık ücreti hükmedilmesine, yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması da hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy