(506 S. K. m. 121) (5510 S. K. m. 88, 93)
Dava: Davacı, maaşı üzerine yapılan haczin kaldırılmasına, Kurumca yapılan işlemin iptaline ve maaşından yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Beleç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, Kurum tarafından yapılan icra takibi sonucu 506 Sayılı Yasaya göre bağlanan yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre davacının, 79939 sicil numaralı iş yerine ait çeşitli aylara prim borçları nedeni ile 6183 Sayılı Kanun uyarınca 2005/17021 Esas sayılı dosya üzerinden takip yapıldığı ve 185.093,00 TL prim borcu nedeni ile 9.1.2009 tarihinde davacının yaşlılık aylığının 1/4'ü ne haciz konulduğu, 2009 yılı Şubat ayı aylığından kesinti yapılmaya başlandığı, 2005/17021 Esas sayılı takip dosyasının getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinin 1. fıkrası hükmü bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez şeklinde iken 6.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 Sayılı Kanunun 17. maddesiyle nafaka borçları ibaresinden sonra gelmek üzere ... ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar... ibaresi eklenerek yapılan değişiklikle prim borçlarından dolayı da yaşlılık aylığına haciz konulacağı öngörülmüştür. Ayrıca 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanunun 93. maddesi de benzer şekilde nafaka borçları ve 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar diyerek prim borçlarından dolayı yaşlılık aylığına hacız konulacağını kabul etmiştir. Kural olarak her olay meydana geldiği tarihte yürürlükte olan hükümlere tabidir. Ancak kamu düzeniyle ilgili olan veya metninde geriye yürütüleceği belirtilen yasalar bunun istisnasını oluştururlar.22.5.1964 gün E:2006/26 K: 9 Sayılı İçtihadı Birleştirme ön kurul kararı Bu tür yeni yasaların yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerekir, bu gibi durumlarda kanunların geriye yürütülmesi değil zaman içerisinde ani etkisi söz konusu olmaktadır. Nitekim 7.12.1964 gün ve 1964/6 E. 1964/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay H.G.K.nun 9.3.1988 gün ve 1987 12 860-1988/232 Sayılı kararında da bu görüşlere yer verilmiştir. Kurumun prim alacakları amme alacağı niteliğinde olup prim alacakları yönünden yapılan yasal düzenlemelerin kamu düzeniyle ilgili olduğu açıktır. Hal böyle olunca 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinde 5198 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve 5510 Sayılı Kanunun 93 maddesinin görülmekte olan davalarda ve giderek davaya konu uyuşmazlıkta da uygulanması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda; davacının yaşlılık aylığına haciz konulmasına dayanak oluşturan Kurum alacağının 506 Sayılı Kanunun 80 maddesiyle 5510 Sayılı Kanunun 88 maddesinde düzenlenen ve davacının ortağı olduğu 79939 sicil numaralı iş yerinin Kuruma olan prim borçları olması nedeni ile yaşlılık aylığına haciz konulabilecek alacaklardandır. Ancak dosya içeriğinden ödeme emrinin davacıya usulüne uygun tebliğ edilerek takibin kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığından haciz işleminin usulüne uygun olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş; hacze dayanak oluşturan 22005/17021 Sayılı takip dosyası getirtilerek takibin kesinleşip kesinleşmediğini tespit etmek, takibin davacı için kesinleştiğinin anlaşılması halinde 506 Sayılı Kanunun 121. ve 5510 Sayılı Kanunun 93. maddesine göre yapılan haciz işlemi nedeni ile Kurum işlemi doğru olduğundan davanın reddine karar vermektir.
Mahkemece yukarda yazılı maddi ve hukuksal olgular gözönünde tutulmadan eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy