(1479 S. K. m. 24, Geç. m. 13, 18) (1086 S. K. m. 76) (619 S. KHK. Geç. m. 1) (YHGK. 03.11.2004 T. 2004/10-524 E. 2004/581 K.) (YHGK. 04.02.2009 T. 2009/21-10 E. 2009/52 K.)
Dava ve Karar: Davacı Bağ-Kur sigortalılık tescil tarihinin vergi kaydı başlangıç tarihi olan 29/07/1996 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde, istediği reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Gözde Aslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının Bağ-Kur sigortalılık tescil tarihinin vergi kaydının başladığı 29.07.1996 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 20.08.2002 tarihli işe giriş bildirgesi ile 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa'ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 29.07.1996 - 07.02.2012 tarihleri arasında vergi kaydının olduğu, 30.03.1989 tarihinden itibaren oda kaydının devam ettiği, 27.11.1997 tarihinden itibaren de esnaf ve sanatkarlar sicil kaydının devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olan koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayı Yasa'nın 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakların sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Bağ-Kur'a kayıt ve tescil yaptırmamış olanlar hakkında Bağ-Kur Kanununda öngörülen düzenlemelerin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
1479 sayılı Kanunda sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler yer almaktadır. Bunlardan ilki, "Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlıklı Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür.
619 sayılı KHK'nın Geçici 1. maddesi hükmünde ise; "Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarının belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir." denilmekte olup, 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
24.07.2003 tarihli 4956 sayılı Yasa'nın 47. maddesi ile 1479 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 18. maddede, "bu Kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içinde ödemede bulundukları takdirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmiş olan 619 sayılı KHK, borçlanma hakkı için bir süre de öngörmemiştir. Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur'a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.
Kanunda, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 sayılı Kanunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun hizmet tespitine ilişkin 79/10.maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davaya konu olayda, Kuruma tescil başvurusunda bulunan tarihte, 619 sayılı KHK'nin Geçici 1. maddesi Anaya Mahkemesinin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 2.8.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olup, tescil talep tarihi dikkate alındığında her iki hükmün de somut olayda uygulanma olanakları bulunmamaktadır. Bu durumda HUMK 76. maddesi de dikkate alınarak anılan tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümünde yasal zorunluluk bulunmamaktadır.
22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklikte; "gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar" dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
Görüldüğü üzere, anılan Kanunun sigortalılık için aradığı koşullar dikkate alındığında davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesinde, hak ve yükümlülüklerin, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması önkoşulu dikkate alınarak, vergi mükellefiyetinin oluşturulduğu tarih ile başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yargıtay HGK'nun 3.11.2004 günlü, 2004/10-524 E., 2004/581 K., sayılı 4.2.2009 günlü 2009/21-10 Esas, 2009/52 karar sayılı kararları da bu yöndedir.
Somut olaya gelince; davacının sigortalı olarak tescili bulunmaksızın 4.10.2000 tarihi itibariyle tescili yapılmış ve davacı 1479 sayılı Yasa'nın geçici 18. maddesinin yürürlük tarihlerinde önce 20.08.2002 tarihinde tescil için müracaatı ile ilk vergi kaydının 29.07.1996 tarihinde olduğunu belgelemiştir. Bu durumda davacının vergi kaydının bulunduğu dönemlerde 1479 sayılı Yasa'ya zorunlu sigortalı olduğunun kabulü gerekir. Ancak talep yalnız tescil tarihinin tespiti olduğundan taleple bağlı kalınarak 29.07.1996 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının tesciline karar verilmesi yerine davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
GAZİANTEP
1. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2012/100
KARAR NO: 2012/271
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 06/03/2012
KARAR TARİHİ: 15/05/2012
Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, sigortalılığının tescili için Ağustos 2002 tarihinde müracaat eden müvekkilinin sigortalılığı 04.10.2000 tarihi itibarıyla tescil edildiğini, müvekkilinin vergi kaydının başlangıç tarihinin 29.07.1996 tarihi olduğunu, müvekkilinin en az vergi kaydının başlangıç tarihi olan 29.07.1996 tarihinden itibaren Bağ-Kur kanunu kapsamında sigortalı sayılması ve tescil tarihinin alına tarih olmasının yasa gereği olduğunu, davalı kurumun müvekkili hakkındaki işleminin mesnetsiz olduğunu beyanla müvekkilinin Bağ-Kur sigortalılık tescil tarihinin vergi kaydı başlangıç tarihi olan 29.07.1996 olduğunun tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Kurum vekili savunmasında özetle; Davacının 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arası vergi mükellef sürelerini borçlanmak için herhangi bir talebinin bulunmadığını, Bağ-Kur Kanununda 506 Sayılı yasa gibi hizmet tesbiti davası olmadığını, davacının 29.07.1996 tarihinde itibaren Bağ-Kur sigortalılığının mümkün olmadığını, kurum işleminin yasal olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflara imkan tanınmış ve tüm delilleri toplanmıştır.
1479 Sayılı Yasanın geçici 18.Md.si, "bu kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescili yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başları ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04. 1982 - 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelerde ilişkin olarak 49. ve ek 15 md.lere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir, hükmüne amirdir. Yine 08.11.2000 tarih ve 2000/30 no.lu kurum genelgesinde kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği 04.10.2000 tarihinden önce 1479 sayılı yasanın 24. Md.si kapsamına girecek nitelikte vergi mükellefiyeti olmasına rağmen yine K.H.K.nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların tescilleri bu k.h.k.nin geçici 1.md.si gereğince 04.10.2000 tarihinde başlatılacaktır" şeklindedir.
Davacı 04.10.2000 tarihinden önce kuruma başvurarak geçmiş dönemlere ait borçlanma talebinde bulunmamış olup, 1479 sayılı yasaya göre de sigortalılık yönünden geriye yönelik hizmet tespiti yapılabileceği yönünde bir yasal düzenleme olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla;
HÜKÜM:
1) Dava reddine,
2) Peşin alınan harcın mahsubuyla bakiye harç alınmasına mahal bulunmadığına,
3) 1.200. TL. Vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı kurama verilmesine,
4) Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına dair tebliğden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere taraflar vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar okunup açıktan anlatıldı. 15.05.2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy