(2709 S. K. m. 153, 161) (5510 S. K. m. 96) (506 S. K. m. 121) (5277 S. K. m. 25) (5434 S. K. Ek. m. 11) (YHGK. 27.05.2009 T. 2009/21-168 E. 2009/218 K.) (YHGK. 01.12.2010 T. 2010/10-586 E. 2010/615 K.) (YHGK. 06.04.2011 T. 2010/21-726 E. 2011/68 K.) (YHGK. 05.10.2011 T. 2011/10-476 E. 2011/584 K.) (YHGK. 21.03.2012 T. 2012/10-20 E. 2012/235 K.)
Dava: Davacı, kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren tekrar ödenmesi gerektiğinin tespitiyle, Eylül 2011 tarihinden önce almış olduğu aylığa hak kazandığına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz İtirazlarının reddine,
2) Dava, davacının Eylül 2011 tarihi itibariyle durdurulan aylığının Eylül 2011 tarihi itibariyle yeniden ödenmesi gerektiğinin, Eylül 2011 öncesi almış olduğu tüm aylıklara hak kazandığının ve Kurumun sadece davacının çalıştığı tarihler arasındaki istirdadının kabul olunacağının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacıya yaşlılık aylığı dava açılmadan bağlandığından bu talebin reddine, Eylül 2011 tarihinden öncesine dair tüm aylıklara hak kazandığının tespiti talebinin reddine ve davacının 20.8.2006-19.6.2009 tarihleri arasındaki aylıkları kuruma iadesinin gerekli olduğu bunun dışındaki aylıkları iade etmesinin gerekmediğinin tespitine, iade gerekmeyen kısım için kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 14.10.2003 tarihli tahsis talebine istinaden 506 Sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanana davacının 28.3.2006-3.6.2009 tarihleri arasında Bel-Pa Ankara Eğitim ve Sağlık A.Ş\e ait işyerinde Sosyal güvenlik destek primine tabi çalıştığı, davalı Kurumca 20.4.2006-19.9.2011 tarihleri arasında fuzülen ödenen 70 265,49 TL'nin davacı adına borç kaydedildiği ve davacının 18.8.2011 tarihli talebi üzerine yeniden aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı; 5277 Sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 25. maddesinin (f) fıkrasının 2. ve 3. paragraflarıyla 5335 Sayılı Kanunun 30/2. maddesidir. 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5277 Sayılı Bütçe Kanununun 25. maddesinin (f) fıkrasının 2. ve 3. Paragrafları ... Her hangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlarla özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıklarıyla müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda her hangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile, 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11. maddesine göre alınmış Bakanlar Kurulu kararları 2005 yılında uygulanmaz. düzenlemesini içermektedir.
Bütçe Kanunuyla yapılan bu düzenleme sonrasında kanun koyucu; bütçe kanunlarına bütçeyle ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacağına dair Anayasa'nın 161. maddesi hükmünü gözeterek, bütçe kanunlarında yer almaması gereken hükümlerin temizlenmesi amacıyla çıkardığı 27.4.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 29. maddesinin (c) bendi ile; 5277 Sayılı Kanunun 25. maddesinde yer alan hükmü yürürlükten kaldırmış, ancak, aynı düzenlemeyi anılan kanunun 30. maddesiyle yeniden getirmiş ve bu madde 27.4.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Diğer taraftan, 5277 Sayılı Kanunun 25. maddesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan dava sonucunda, 28.12.2005 gün 2005/146-105 Sayılı kararla; anılan maddenin (f) fıkrasının 2. ve 3. paragraflarının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, aynı yönde yapılan başka bir başvuru üzerine de anılan Mahkemenin 29.11.2005 gün 2005/6-93 Sayılı kararıyla 5277 Sayılı Kanunun 25. maddesinin (f) fıkrasının, 21.4.2005 tarihli 5335 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesinin (c) fıkrasıyla yürürlükten kaldırıldığına ve 25. maddenin (f) fıkrasına yönelik Anayasaya aykırılık iddiasına dair konusu kalmayan istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, aynı düzenlemeyi içeren 5335 Sayılı Kanunun 30. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla açılan dava sonucunda ise 3.4.2007 gün 2005/52 Esas 2007/35 Karar Sayılı hükümle, anılan kanun maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 105. maddesinde sayılan uygulanmayacak hükümler arasında 5335 Sayılı Kanunun 30. maddesinin yer almaması, Anayasanın 153. maddesinin "iptal kararları geriye yürümez77 hükmünü içermesi karşısında; her hangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin her hangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılmayacakları ve görev yapamayacaklarına dair düzenlemenin 1.1.2005 tarihinden başlamak suretiyle yürürlükte olduğunun kabulü gerekir.
Anılan yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışılması durumunda; çalışanların, fiilen çalıştıkları dönemdeki emeklilik veya yaşlılık aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kesilmesi ve yersiz aylıkların istirdadı söz konusu olacaktır.
Nitekim, H.G.K.'nun 27.05.2009 gün ve 2009/21-168 E., 2009/218 K.; 01.12.2010 gün ve 2010/10-586 E., 2010/615 K.; 06.04.2011 gün ve 2010/21-726 E., 2011/68 K. ve 05.10.2011 gün ve 2011/10-476 E., 2011/584 K., 21.03.2012 gün ve 2012/10-20 E., 2012/235 K. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.
Yersiz ödemelerin geri alınmasına dair konuya gelince; 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesinde Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. denilmekle kurumca yersiz ödemelerin geri alınmasına dair esas ve usuller belirlenmiştir.
506 Sayılı Kanunun Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesiyle 506 Sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının 506 Sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken, 28.3.2006-3.6.2009 tarihleri arasında Bel-Pa Ankara Eğitim ve Sağlık A.Ş'ye ait işyerinde çalıştığı, davacının kendi sigortalılık durumunu bilmesi gerektiği ve davacıya yersiz ödenen aylıkların 5510 Sayılı Kanunun 96/a maddesi çerçevesinde iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy