(Türkiye Cumhuriyeti İle Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme m. 51) (6183 S. K. m. 102) (506 S. K. m. 80) (818 S. K. m. 125, 128, 132)
Dava: Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, Alman sigorta kurumuna olan prim borcunun tahsili amacıyla düzenlenen 2012/1 takip numaralı 26.12.2012 düzenleme tarihli ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, SGK cevabına göre Konya SGK İl Müdürlüğünün 2012/1 Esas sayılı (2.1.2013/36589) takip dosyasıyla takip konusu yapılan alacak türünün. Alman sigorta Kurumuna olan prim borcu olması ve prim borcunun tahakkuk tarihinin 10.4.2003/5 arası dönem primleriyle ilgili olması, bu alacağın 6183 Sayılı yasa kapsamına giren alacak türlerinden olmaması, dolayısı ile bu alacağın 6183 Sayılı yasa hükümlerine göre takip imkanı bulunmaması, 6183 Sayılı yasa hükümlerinin uygulandığı kabul edilse dahi prim tahakkuk tarihiyle takip tarihi dönem arasında 5 yıldan fazla bir zaman geçtiğinden davacı aynı zamanda zamanaşımı itirazında da bulunduğundan 6183 Sayılı Kanunun 102 ve 103. maddelerindeki zamanaşımı da gerçekleşmesi nedenleriyle davanın kabulüyle davaya konu Konya SGK İl Müdürlüğünün 2012/1 Esas sayılı takip dosyasıyla takip konusu yapılan ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, ödeme emrinin davacıya 5.2.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın süresinde 11.2.2013 günü açıldığı, 2012/1 Sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 10/04-03/05 arası döneme ait Alman Sigorta Kurumuna olan prim borcuna dair olduğu anlaşılmaktadır.
SGK'nun 23.11.2012 tarihli yazısında. Alman Sigorta Kurumundan Müdürlüklerine intikal eden yazıda, davacının 25.10.2004 - 15.3.2005 süresinde prim borcu bulunduğunun bildirildiği ve bu paranın davacıdan tahsili talebinde bulunulduğu, Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin ilgili maddelerinin paranın tahsili ve transferi konusunda SGK'nu yetkili kıldığı belirtilmektedir.
Türkiye Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 51. maddesinde "Akit taraflardan birinin mevzuatına göre diğer akit taraf ülkesinde ikamet eden bir kimsenin borçlandığı sosyal sigorta primlerini, borçlunun ikamet ettiği ülkede yürürlükte bulunan mevzuata göre borçlanılmış primler gibi tahsil edilir." denilmektedir. Dolayısıyla borçlunun ikametgahının tabi olduğu mevzuata tabidir.
3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihi ve bundan sonraya dair prim ve gecikme zamları yönünden. 6183 Sayılı Kanun'un zamanaşımına dair 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır. 5198 Sayılı Kanunun 11. maddesiyle değişik 506 Sayılı Kanunun 80. maddesinin 5. fıkrasına göre, 6183 Sayılı Kanunun zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin prim alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı belirtilmiş ise de,bu değişiklik, yürürlük tarihi olan 6.7.2004 tarihinden sonra tahakkuk edecek prim borçlarına uygulanabilecektir.
5198 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 6.7.2004 tarihi ve bundan sonraya dair prim ve gecikme zamları yönünden 818 Sayılı Borçlar Kanunu 125. maddede öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanununun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına dair Borçlar Kanununun 132 ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.
Sonuç olarak, 6183 Sayılı Kanun gereğince 5.7.2004 tarihine kadar olan prim alacakları 5 yıla, ondan sonraki döneme dair prim alacakları 10 yıla tabidir. Mahkemece talep edilen prim borcunun hangi ay ve yıla ait olduğunu açıklığı kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy