(506 S. K. m. 5 ,7, 79)
Dava: Davacı, 01.09.1997 tarihinden tescil tarihine kadar olan sürelerde Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. İ. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının, 01.09.1997 tarihinden itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.08.1998-31.12.1998 ve 01.08.2002-23.05.2011 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 Sayılı Yasada, 506 Sayılı Yasanın 79. maddesindeki gibi, geçmiş Tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Anılan yasanın 5. maddesinde, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin, kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Yasanın 10. maddesindeki kayıtlar Kurum tarafından yapılacak olan tescil işlemleri için uygulama alanı bulmaktadır.
Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur'un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re'sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re'sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Yasanın 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
Prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetin saptanması bakımından, ürünlerin ne şekilde değerlendirdiğini ortaya koymak, davacının tarımsal faaliyete elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığını araştırmak, tarımsal faaliyetin taşınmazların kiralanması suretiyle yürütüldüğü iddia ediliyor ise, bu konuda taşınmazların kimden, hangi yıllar için kiralandığı, hangi tarımsal ürünlerin üretimi için faaliyette bulunulduğu, kiralayan kişinin Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunup bulunmadığı, kiracının kiralama yoluyla tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatının bulunup bulunmadığı gibi ayrıntılı araştırma yapmak, gerektiğinde tarımsal faaliyetin yapıldığı iddia edilen dönemdeki muhtar ve azaların bilgilerine başvurmak, özetle, tarım faaliyetinin devam edip etmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymak ve sonucuna göre hüküm kurmak gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 23.05.2011 tarihinde kuruma tarım bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, teslim ettiği ürünlerden ilk defa Ağustos/1996 yılı olmak üzere takiben 1998 ve 2002 yıllarında prim kesintisinin yapıldığı, 23.07.2001 tarihinde ziraat odası kaydının başladığı ve halen devam ettiği, 2001 yılında ilçe tarım müdürlüğüne kayıtlı olduğu ve doğrudan gelir desteğinden yararlandığı, muhtar ve zabıta tutanağı ile tanık beyanlarında tarımla uğraştığının belirtildiği, adına kayıtlı 12 dekar tarla bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının talepte bulunduğu 1997 yılında prim kesintisi yok ise de, 1996 yılındaki tevkifatı dikkate alınarak 01.09.1997 tarihi itibariyle tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlatılması gerekmektedir. Öte yandan 1998-2002 yılları arasında prim tevkifatı ve ürün teslimi bulunmamakta ise de, 2001 yılında ziraat odası kaydının başladığı, dolayısıyla tarımsal faaliyette bulunma iradesinin gösterildiği, bu nedenle davacının 1997-2002 yılları arasında tarımsal faaliyetinin kesintisiz olduğu kabul edilip, bu dönem yönünden (01.09.1997-31.12.2002 tarihleri arası) tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan 01.01.2003 tarihinden sonraki dönemin ise, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırılma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, davacının 01.09.1997-31.12.2002 tarihleri arası tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 01.01.2003 tarihinden sonraki dönemin ise yukarıda belirtilen hususlara uygun ayrıntılı araştırma yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy