MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Mahkeme, posta giderlerinin yatırılmasına ilişkin çıkarılan muhtırada gösterilen sürede belirtilen giderlerin yatırılmamış olması sebebi ile, davalı vekilinin temyiz istemini 23.08.2011 tarihli ek kararı ile reddetmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar davalı tarafça süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Temyiz posta giderinin yatırılmasına ilişkin düzenlenen 21.06.2011 tarihli muhtıranın davalı vekiline tebliğ edilmek üzere düzenlendiği, tebligatın Esenboğa Havalimanı İç Dış Hatlar Terminali Binası olarak gösterilen adreste İdari İşler Şefi ... Karakuş'a yapıldığı görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 11. maddesinde Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı ve avukatın bürosunda yapılacak tebligatların resmî çalışma gün ve saatleri içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiği öngörülmüştür. Davalı vekili, dosya içerisine ibraz ettiği cevap dilekçesinde adresini Esenboğa Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. Hukuk Müşavirliği olarak göstermiştir. İlgili muhtıranın Hukuk Müşavirliği bölümü yerine İdari İşler Şefiliğinde davalı vekili dışında bir çalışana tebliğ edilmiş olması sebebi ile, yapılan tebligat usulsüzdür. Bu sebeple mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin verdiği 23.08.2011 tarihli Ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verildi.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının daha önce verilen disiplin cezalarına rağmen işyeri kurallarına uymadığını, şirket yetkileri hakkında gerçek dışı ve haysiyet kırıcı beyanlarda bulunduğu, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II- b bendi gereğince haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının hakkındaki iddialara ilişkin yazılı savunmasının alınmadığı, bu sebeple işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçerli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, iş yerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak iş yerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu iş yerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davalı iş veren tarafından iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II- b bendi gereğince feshedildiği ileri sürülmektedir. 4857 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesine göre, hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili sebeplerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25’inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Bu sebeple mahkemenin işçinin savunmasının alınmamış olması sebebi ile feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiş olması hatalıdır.
Davalı iş veren 16.04-2010 tarihli fesih ihbarnamesinde, davacının davalı şirkete hitaben düzenlediği 05.04.2010 tarihli ihtarnamesinde, şirket yetkileri hakkında gerçek dışı ve haysiyet kırıcı beyanlarda bulunduğunu ileri sürerek iş sözleşmesinin bu sebeple feshedildiğini bildirmiştir. Davacı 05.04.2010 tarihli ihtarnamesinde, iş yerinde Güvenlik Müdürü olarak çalışan ...'in, kendi tanıdıklarını işe almak için kendisi hakkında gerçeğe uygun olmayan tutanaklar düzenlediğini ve tutanakların diğer çalışanlara da baskı ile imzalatıldığını ileri sürmüştür. Dosya içerisine davalı tarafça ibraz edilen 30.05.2009, 22.06.2009, 08.02.2010 tarihli tutanaklara ilişkin davacı savunmalarının incelenmesinde, belirtilen eylemleri gerçekleştirildiğinin davacı tarafından da kabul edildiği görülmektedir. Bu durumda, davacının Güvenlik Müdürü olarak çalışan ...'i, kendi tanıdıklarını işe almak amacıyla hakkında gerçeğe uygun olmayan tutanaklar düzenlemekle itham etme eylemi, 4857 Sayılı Kanun'un 25/II- b bendi gereğince haklı fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta olmamakla birlikte, işveren tarafından iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmesini gerektirir niteliktedir. Fesih geçerli sebebe dayandığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.