MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının iş akdinin belirli süreli olup bu sürenin 08/04/2010 tarihinde sona erdiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/I maddesine göre hastalık nedeni ile dört haftalık bildirim süresinin altı hafta aşılarak aralıksız on haftayı aşkın süre istirahat raporu alarak davacının işe gelmediğini, feshin haklı nedenle yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temizlik şefi olarak görev yapan davacının yaptığı işin niteliği dikkate alınarak belirli süreli hizmet sözleşmesi düzenlenmesini gerektiren objektif şartlarının bulunmadığı, sağlık nedeni ile devamsızlığın ihbar öneline ilaveten altı hafta aralıksız devam etmesi halinde işverenin bildirimsiz fesih hakkı bulunduğu, somut olayda bu şartların gerçekleşmediği nedeniyle feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 09/07/2009-18/03/2010 tarihleri arasında temizlik şefi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 18/03/2010 tarihli fesih bildirimi ile; davacının hastalık sebebi ile 24/12/2009-16/03/2010 tarihleri arasında aralıksız olarak on haftayı aşkın süredir istirahat raporlu olarak işe gelmediğinden nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 25/I maddesince 17/03/2010 tarihi itibari ile feshedildiği, davacının fesihten önce 24.12.2009-31.12.2009 arası hastanede yattığı, 31.12.2009-09.01.2010 arası, 18.01.2010-25.03.2010 arası, fesihten sonra 26.03.2010-04.04.2010 arası 05.04.2010-14.04.2010 arası 15.04.2010-14.05.2010 arası, 15.05.2010-18.06.2010 arası raporlu olduğu, 2010 yılı temmuz ayı başında doğum yaptığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının fesih öncesi aldığı raporları kesintisiz olmadığından 4857 sayılı Kanun'un 25/I. maddesindeki koşullar oluşmamış ise de, kullanılan rapor süresi dikkate alındığında, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, işyeri düzenini bozan davranışlar niteliğinde olduğu ve işyerinde olumsuzluklara yol açması nedeniyle geçerli sebep oluşturduğu kabul edilerek davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.