MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili; iş sözleşmesinin tarafların karşılıklı iradeleri ile yaptıkları anlaşma (ikale) ile sona erdirildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ikalenin altına okuduğunu beyan etmesine rağmen, davacının işten ayrılma arzusu ve niyetinde olduğuna ilişkin herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı, ikalenin davalı şirketçe genellikle iş akdinin feshinde bir araç olarak kullanıldığı, ikale ile izin ücreti, ücret, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ödendiği, makul yarar kapsamında bir ödeme yapılmadığı, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi yönündeki iradenin davalı işverene ait olduğu, iş sözleşmesinin sona erdirilmesine yönelik taraf iradelerinin karşılıklı ve biribirine uygun olmadığı belirtilerek, davacının iş akdinin davalı tarafından ve davacının iradesi dışında haksız olarak feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğinden, davacının 03/10/2007-24/04/2009 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde tıbbi mümessil olarak çalıştığı, yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, 24.08.2009 tarihli ikalede, tarafların bu sözleşme ile aralarında 03.10.2007 tarihinde akdedilen belirsiz süreli hizmet sözleşmesini karşılıklı ve birbirine uygun iradesiyle 24.04.2009 tarihinde bu sözleşmeyi imzalayarak birlikte sona erdirdikleri konusunda anlaştıkları, davacıya, yıllık izin ücreti, 2 günlük ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve tarafların bu sözleşmeyi karşılıklı anlaşma suretiyle son vermesi karşılığı olarak personelin iki aylık ücretine denk brüt 3.200,00 TL net 2.713,95 TL tutarındaki ikale bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının kendi el yazısıyla okudum, anladım yazarak sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, ikalenin işverence teklif edildiği, davacıya diğer alacak ve tazminatlarının yanında ikale bedeli olarak iki aylık ücretine denk brüt 3.200,00 TL net 2.713,95 TL ödenmesinin kararlaştırılarak davacı lehine makul yarar kapsamında ek menfaat sağlandığı anlaşılmış olup, dosya içeriğinde ikaleyi geçersiz kılacak bir delil bulunmadığı, davacının iradesi sakatlanarak baskı altında imzalatıldığının da davacı tarafından ispat edilemediği gibi davacıya makul yarar kapsamında ek ödeme yapıldığı da dikkate alındığında, ikalenin geçerli olduğunun kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 80,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.