MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-b,d,h maddelerince haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, TİS'nin 4. bölümünün 24. maddesinde, uyarı ve ihtar cezası hariç her türlü disiplin cezasının disiplin kurulundan geçirilmesinin öngörüldüğü, 21.10.2010 tarihli disiplin kurulu kararında 2 üyenin iş akdinin feshedilmesi yönünde, iki üyenin ise bunun aksi yönde oy kullandıkları ve kararın işyeri genel müdürüne tevdi edildiği, fesih bildirimindeki iddia edilen olayların soyut nitelikte oldukları, işyerinde objektif olarak belirlenmiş performans kriterleri bulunmadığı, sataşmaya ilişkin sataşmanın tarafı olan işçinin dilekçesi ve beyanı dışında delil bulunmadığı belirtilerek sataşmaya yönelik eylemin iş sözleşmesinin feshini gerektirecek nitelik ve nicelikte olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 13.11.2007-21.10.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde montaj işçisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 21.10.2010 tarihli fesih bildirimi ile, davacının performans düşüklüğü, yapmakla ödevli olduğu görevleri hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar ettiği ve alak ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak amirlerine sözler sarfederek kabul edilemeyecek davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun'un 25/II-b,d,h maddelerince feshedildiği, 21.10.2010 tarihinde fesih bildirgesindeki olaylar nedeniyle disiplin kurulu kararı alındığı, iki üyenin iş akdinin feshini istediği, iki üyenin ise aksi yönde görüş bildirdikleri, kararın Genel Müdüre tevdi edildiği, Genel Müdürce iş akdinin feshine karar verildiği, davacının performans düşüklüğüne dair işverene verdiği savunmasında, üretim mühendisi ile performansı konusunda tartıştığını zımni olarak kabul ettiği,üretim mühendisine sizin benimle bir probleminiz mi var dediği, performansı ile ilgili bantta problem çıkması nedeniyle bantta iş kaldığını beyan ettiği, davacının sataşmasına ilişkin tutulan 21.10.2010 tarihli tutanakta, üretim mühendisinin davacıyı kontrolü sırasında cihazı izlerken gördüğü, neden baktığını sorduğu, davacının test yaptığını söylediği, 5 dk sonra davacının bulunduğu yeri terk ederek üretim müdürünün önünü kestiği ve senin benimle ne derdin var diye sataştığı, mühendisin davacının amiri olarak kendisine böyle bir soru soramayacağını, işini düzgün yapması gerektiğini, beğenmiyorsan çekip git dediğinde sen git dediği, tartıştığı, yerine dönerken, ben Bursalıyım diyerek kafa salladığı ve zaten seni hiç kimse sevmiyor diyerek hakaret ettiği hususlarının sataşmaya maruz kalan mühendis tarafından bildirildiği, davacının tanık bildirmediği, davalı tanığının taraflar arasındaki konuşmaları duymadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının amirini tehdit ettiği ve hakaret ettiği kanıtlanamamışsa da, amiri ile işin yürütümünü bozacak şekilde tartıştığı sabit olup feshin geçerli nedene dayandığı düşünülmeden davanın reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 18.05.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekir görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy