MAHKEMESİ İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 03.12.2009-07.03.2011 tarihleri arasında davalı şirkete ait iş yerinde çalıştığı, iş akdinin işverence geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin Turkcell firması ile baz istasyonun kesintisiz hizmet vermesini sağlamakla yükümlü olmak üzere anlaşma imzaladığını, bu çerçevede yapılması gereken bazı işlerin alt işveren Ager Teknik Ltd.Şti'ne verildiğini, alt işverenin 05.11.2010 tarihi itibari ile gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü Indoor montajına ilişkin yapılan incelenme sonucunda, işin yapımından 3.125. metre feeder kablo kullanıldığı beyan edilerek müvekkili şirketten ücret alınmış ise de, gerçekte feeder kablonun 1.075 metrelik bölümünün kullanılmadığının tespit edildiğini, iş yerinde depo sorumlusu olarak görev yapan davacının bu malzemeye ilişkin depo giriş-çıkış kayıtlarını sunamadığını, iş akdinin davalı iş verence 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin, işverence geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiğinin belirlenmesi, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen 04.03.2011 tarihli tutanak içeriğinde, Ager Teknik İletişim Hizmetleri tarafından 05.11.2010 tarihinde hazırlanmış olan hak ediş ataşmanında, kullanılan kablo uzunluğunun gerçeğe aykırı biçimde 3.125 metre olarak beyan edildiği, gerçekte ise 1.075 metre kablonun kullanılmadığının ve şirket deposuna iade edilmediğinin belirlendiği, depo sorumlusu olan davacının özellikle bu malzemelere ilişkin depo giriş- çıkış formunu ibraz edemediğinin belirtildiği görülmektedir.
Davacıya ait görev tanımı formunun incelenmesinde , davacının saha çalışmaları sırasında ihtiyaç duyulan malzemeleri temin ederek sahaya göndermek ve sahadan gelen malzemeleri şirketteki ilgili birimlere aktararak sonuçlarını takip etmek ve sahadan gelen montaj malzemelerini ayrıştırarak ambara iadesine sağlamak ile yükümlü olduğu anlaşılmaktadır .
Her ne kadar, alt işveren tarafından kullanılmamasına rağmen kullanılmış gibi hak ediş ataşmanı düzenlenen 1.075 metre uzunluğundaki feeder kablo , depoya iade edilmediğinden, iadeye ait kaydın bulunmamasından davacı sorumlu tutulamayacak ise de, bu malzemenin depoya giriş ve alt işverene teslimine ilişkin kayıtların davacı tarafından görev tanımında belirtildiği şekilde düzenlenmemiş olması nedeni ile, alt işverenin kullanılan malzemeyi depodan bu miktarda almadığını ileri sürmesi veya kullanılan malzemenin davalı iş veren ait olmadığı yönünde bir savunma getirmesi halinde, iş verenin teslim edilen malzeme ve miktarını ispatlamasının mümkün olamayacağı, bu nedenle depo giriş- çıkış kayıtlarını gerektiği şekilde düzenlemeyen davacının bu eyleminin iş yerinde olumsuzluklara yol açan davranışlardan olduğu kabul edilmelidir . Davacının iş akdi işverence geçerli sebebe dayalı feshedildiğinden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy