MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde işçi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin 30.09.2010 tarihinde sözlü olarak feshedildiğini, şekil şartlarına uygunluk arzetmediğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun fesih işleminin geçersizliği ile davacının işe iadesine ve yasal haklarının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait şirkette satış danışmanlığı yapan davacının 30.09.2010 tarihinde istifa ettiğini bu nedenle işe iade talep ve dava hakkı bulunmadığını, davacının istifa sonrasında davalı şirketi ibra ederek her türlü talep ve dava hakkından feragat ettiğini, kurumsal bir şirket niteliği taşıyan müvekkili şirketin hukuk ve insan kaynakları müdürlüklerinin bilgisi dışında eleman çıkarmasının söz konusu olmadığını, istifa ederek işten ayrılan davacının işe iade talebinin haklı görülmesi İş Hukuku kapsamında mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin istifası nedeniyle sona erdiğinin savunulduğunu, ancak aynı zamanda ibranamede sunulmasının çelişki yarattığı, bu durum ve tanık beyanları karşısında işverence davacının iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında İş Kanununda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, satış temsilcisi olarak davalı işyerinde çalışmakta olan davacı 30.09.2010 tarihli dilekçesi ile işten kendi isteği ile ayrıldığını belirtmiştir. Davacı tarafından iş sözleşmesinin işverence sözlü olarak feshedildiği iddia edilmişse de, belirtilen dilekçenin varlığı sözleşmenin işveren tarafından değil davacı tarafından feshedildiğini göstermektedir. Kaldı ki, dilekçenin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı da ispatlanamamıştır. Bu nedenle iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona ermesine karşın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 24.05.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
Somut olayda istifaya rağmen davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş olup, bu husus sözleşmenin işveren tarafından feshedildiği konusunda karine teşkil eder. Davalı işverence işyerinde istifa ile ayrılanlara ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiği konusunda işyeri uygulaması veya yazılı bir düzenleme bulunduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, istifaya rağmen ihbar ve kıdem tazminatının neden ödendiği konusunda makul bir sebep de ortaya konulmamıştır. Davacı işçinin başka bir işe girme, kendi adına iş kurma, soruşturmaya maruz kalma, ücret miktarı anlaşmazlığı, çalışma koşullarının uygulanmaması gibi istifa etmesini gerektirir herhangi bir olgu dosyada bulunmamaktadır. Davalı işverenin tüm aşamalarda davacının istifa ettiğini ileri sürmesi nedeniyle ortada bir ikalenin bulunduğu da kabul edilemez. Kaldı ki, dinlenen davacı tanıkları işverenin baskı ile istifa dilekçesini imzalattığını açıklamışlardır. Bir davacı tanığı kendisine de aynı uygulamanın yapıldığını belirtmiştir. Dosya içeriğine göre davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek amacıyla davalı işverence istifa dilekçesi imzalattırıldığı açık olup, davacının istifası değil, işverenin feshi söz konusudur. Davalı işverence iş sözleşmesi geçerli neden olmadan tek taraflı olarak sona erdirilmiş olup, feshin geçersizliğine ilişkin mahkemece verilen kararın onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.