MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesini, çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer hakları ile işe başlatmama tazminatının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının test için bırakılan ürünleri satışa çıkarıp mağazada envanter sayımında eksik çıkmasını önleyerek envanter primi almayı sağlamaya yönelik davranışı sebebiyle güveni sarstığından iş sözleşmesinin haklı sebebe dayalı olarak feshedildiğini bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece tat testinin belirlenen günde yapılmaması işleminin süreklilik arz eden bir durum olmadığı, davacının yapmadığı tat testini yapmış gibi göstermesinin yanlış olduğu, ancak fesih dışında başka ceza vererek uyarmak yerine en ağır müeyyidenin uygulandığı, feshe son çare başvurma ilkesine aykırı hareket edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere Kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkanı vermez.
Somut olayda; mağaza sorumlu yardımcısı olarak çalışan davacının 22.02.2007 tarihinde işe başladığı, yeni çıkan ürünlerin müşterilere tanıtılması amacı ile stant kurup tat testi yapması gerekirken yapmadığı, tat testi yapılmış gibi kasadan geçirdiği ve gider olarak gösterdiğinin tespit edilmesi, şirketin güvenini kötüye kullanması sebebi ile iş sözleşmesi feshedilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının görev tanımında belirtilen yapması gereken tat testini yapmadığı halde yapıldığını söylemesi diğer çalışanları da benzer eylemde bulunmaya teşvik etmesi tutulan tutanak ve personel dilekçeleri ile sabittir. Davacının fesih sebebi yapılan davranışı işverenin güveninin kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu durumda iş sözleşmesinin işveren tarafından derhal fesih hakkının doğduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 110,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 25.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.