MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, şirketin bulunduğu mali ekonomik koşulların fesih işleminin yapılmasını gerektirdiği, satışlarda ciddi düşüşler yaşandığını feshin son çare olarak uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece işyerinde tüm hatlarda üretimin devam ettiği fesih tarihinden önce 7 zorunlu işçi alındığı, fesihten sonra yeni işçi alınmadığı, satışlarda önemli azalma olduğu, zararın oluştuğu, objektif seçim kriterleri sunulmadığı, fesihte seçim kriterleri dışında feshin son çare olması gerektiği ilkesine uyulduğu, işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, imalat işçisi olarak 03.06.2002-13.10.2008 tarihleri arasında çalışan davacının satış adetlerinin düşmesine paralel üretimde düşme, azalma istihdam fazlalığı oluşması, işletmesel sebepler sebebi ile iş sözleşmesi feshedilmiştir. Dairemizce karara bağlanan emsal nitelikteki 2011/1900-1905 esas arası dosyalarda davacı ile aynı tarihte işten çıkarılan işçilerin açtıkları mahkemece feshin geçersizliği ile davacıların işe iadesine ilişkin verilen kabul kararları onanmıştır. Emsal kararlarda 2008 yılının 3. ve 4. Dönemlerinde satışlarda bir miktar düşme olduğu buna karşılık 2008 yılının tamamında satışlardan kaynaklanan zararın bulunmadığı, karın bulunduğu, 2008 yılının dönemlik satış ortalamasının 2007 yılının ortalamasıyla karşılaştırıldığında satış ortalamasının büyük çapta düşmediği, satışlarda olağan dalgalanmaların bulunduğu, şirketin 2008 yılı tüm dönemleri sonunda yaptığı toplam zararın üretimden kaynaklanmadığı, bu zararların kambiyo zararları olduğu, 2007 ve 2008 yıllarının genel yönetim giderleri karşılaştırıldığında tüm dönemlerde 2008 yılının dönemlerinin giderlerinin fazla olduğu, şirket yönetiminin bu kalem üzerinde tasarrufa gitmediği, daha önceki dönemlere göre az da olsa fazla mesai uygulamasının bulunduğu ve bu durumun devamlılık arzettiği, fesih tarihi öncesinde ve sonrasında işyerine yeni işçiler alındığı, fesihlerin gerçekleştirilmesinde objektif ve sosyal seçim kriterlerinin kullanılmadığı, çalışanların verimliliklerinin değerlendirildiği, şirket tarafından feshin son çare olması ilkesi uygulanmadığı tespit edilmiştir. Geçerli fesih nedenleri davalı tarafından ispatlanamamıştır. Emsal kararlar gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 117,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 25/05/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.