MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 30.09.2010 tarihinden itibaren izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın işe gelmediğini, 05.10.2010 tarihli fesih ihbarnamesi ile işe dönmesi istenmişse de davacının işe dönmediğini, iş sözleşmesinin devasızlık haklı sebebine dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı işveren tarafından davacı işçinin işe devamsızlık yaptığının ispatlanamadığı bu sebeple iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen 05.10.2010 tarihli fesih ihbarnamesinde, davacının 30.09.2010 tarihinden itibaren izin almaksızın ve bir sebep göstermeksizin işe gelmediği belirtilerek, işe dönmemesi halinde İş Kanunu 25/II g maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiği ve bu ihtarnamenin davacıya 19.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Davalı vekili 29.11.2010 tarihli delil
listesinde fesih ihtarnamesine dayanmış ve devamsızlık tutanaklarını delil olarak göstermemiş ise de, yargılamanın ilerleyen aşamalarında 30.09.2010, 01.10.2010 ve 02.10.2010 tarihli devamsızlık tutanaklarını dosya içerisine sunmuştur. Davalı tanıklarından ...'nun bu tutanaklar atında imzası bulunmaktadır ve mahkemece alınan beyanında davacının işe devam etmediğini doğrulamıştır. Bu durumda davalı işverenin işçinin 30.09.2010 tarihinden itibaren işe devam etmediğini ispatladığı kabul edilmelidir.
Davacı işçi devamsızlık tutanaklarının işveren tarafından gerçekleştirilen fesihten sonra düzenlendiğini, diş hekimi olarak görev yaptığı iş yerine işverenin beklediği sayıda hasta getirememesi sebebi ile iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ispatlayamamıştır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde davacıya iş yerine belirli sayıda hasta getirme yükümlülüğü öngören hükme yer verilmemiştir . Hal böyle olunca, davalı işverenin devamsızlık haklı sebebine dayalı fesih savunmasını, fesih ihbarnamesi, devamsızlık tutanakları ve tanık beyanları ile ispatlamış olduğu dikkate alınarak sonuca gidilmelidir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 112,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 22.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy