MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının talebi üzerine karşılıklı olarak mutabakata varılarak feshedildiğini, davacıya kıdem ve ihbar tazminatları dışında iş güvencesi tazminatının ödendiğini, ikale sözlemesi ile iş sözleşmesinin sonlandığınından davacının işe iade davası açma hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale sözleşmesiyle feshedildiği iddia edilmişse de dosya kapsamından ve söz konusu belge içeriğinden, ikale sözleşmesi düzenlenmesi talebinin davacı taraftan geldiğinin anlaşılamadığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun dan kaynaklanan haklarının saklı tuttuğunu beyan etmekte sözleşmeyi tam bir rızayla imzaladığından söz edilemeyeceği, ayrıca davacının dokuz yıllık çalışmasından sonra bir ikale sözleşmesi düzenlenmesinde hukuki yararın görülemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu 30.12.2010 tarihli ikale sözleşmesinin incelenmesinde, tarafların hizmet sözleşmesinin karışılıklı bozulması yönünde mutabakata vardıkları görülmektedir. Bu belgede davacı işçiye kıdem, ihbar ve iş güvencesi tazminatlarının ödeneceği de düzenlenmiştir. Davacı anılan belgeyi tüm kanuni haklarını saklı tutarak imzalamış ise de, ikale sözleşmesinden belirtilen tazminatların davacı işçiye ödendiği ibraname kapsamı ile sabittir.
Davacı ikale sözleşmesini iradesi sakatlanarak imzaladığını gösterir herhangi bir delil ibraz etmemiştir. Tarafların, bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı dışında iş güvencesi tazminatını ödenmesini de kararlaştırmış olmaları ve sözleşme içiriğine uygun olarak işçiye ödeme yapılması sebebi ile davacının bozma sözleşmesi yapma konusunda makul yararının olduğun kabul edilmelidir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 22.05.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.