MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalı işverenin davacının iş akdini işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebeple feshettiğini ve feshin son çare olduğunu ispat edemediğini, ayrıca davalı işverenin işyerinde fesih tarihinde çalışan sayısının 30'un altında olduğunu, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, bu nedenle davanın reddini talep ettiğini ancak davalı şirketin sadece Türkiye de faaliyet göstermediği, yurt dışında da faaliyet gösterdiği, küresel ölçekte çok sayıda çalışanının bulunduğu ve davalı şirketin aynı iş kolunda çalışan tüm işçileri hesaba katılarak davalı tarafın bu yöndeki iddialarına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. Maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda Mahkemenin 2008/414 E. - 2009/4 K. ve 29.01.2009 tarihli kararı ile davalı işyerinde 30'dan az işçi çalıştığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, kararın temyizi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 2009/13562 E. - 2009/37821 K. ve 28.12.2009 tarihli ilamı ile "Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması gerekir. İşçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketlerdeki işçi sayısı dikkate alınmalıdır. Sendika işyeri temsilcileri için işyerinde 30 işçi çalışma koşulu aranmamalıdır. Dosya içeriğine açıklandığı şekilde araştırma yapılarak işyerinde çalışan işçi sayısı belirlenmeli, yasal sayının altında kalması halinde dava reddedilmeli, 30’dan fazla işçi çalıştığının anlaşılması halinde ise yargılama yapılarak bir karara varılmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada herhangi bir araştırma yapılmaksızın davalı şirketin "sadece Türkiye'de faaliyet göstermediği, yurt dışında da faaliyet gösterdiği, küresel ölçekte çok sayıda çalışanının bulunduğu anlaşıldığından" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde mevcut belgelerden davalı şirketin ayrı bir tüzel kişilik olduğu, yurtdışında faaliyet gösterdiği belirtilen şirketle arasında birlikte istihdam olgusunun varlığının iddia ve ispat edilmediği, bu suretle yurtdışında bulunan başka bir şirkete ait işçi sayısının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Fesih tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısının 30’un üzerinde olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığından, davacının iş güvencesi kapsamında olmadığı gözetilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davanın reddine karar vermek gerekirken olaya uygun düşmeyen gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3. maddesi gereğince Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 15/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.