(4857 S. K. m. 18, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir nedene dayanılmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece emsal nitelikte olduğu kabul edilen Adana 2. İş Mahkemesinin 2010/223 esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporundaki tespitlere dayanılarak davacının iş sözleşmesi ekonomik kriz nedeniyle sona erdirildiği halde yeni işçi alındığı, davacıya başka bir birimde iş önerilmediği, işverence feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanunun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanunun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin kulübü de olumsuz olarak etkilemesi ve bu kapsamda tensikat zorunluluğu doğması gerekçesiyle feshedilmiştir. Davalı vekili davaya cevap vermemiş, delil bildirmemiş ancak mahkemece istenen belgeler davalı işverence gönderilmiştir. Davacı vekili emsal nitelikte olduğunu bildirdiği Adana 2. İş Mahkemesinin 2010/223 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu delil olarak sunmuş, mahkemece anılan dosyanın emsal niteliğinde olduğu kabul edilmiş, o dosyanın bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Adana 2. İş Mahkemesinin 2010/223 esas 2010/613 karar sayılı dosyasında verilen karar Dairemizin 2011/5497 esas sayılı dosyasında incelenmiş ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu delil ve belgeler değerlendirilerek üçlü bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Bilirkişi raporu karara dayanak yapılan emsal dosyada verilen karar eksik inceleme nedeni ile bozulduğuna göre; o dosyadaki bilirkişi raporunun artık bu davada hükme dayanak kılınması mümkün değildir. Bu durumda davalı itirazlarının karşılanması bakımından ya sözü edilen emsal dosyada alınacak bilirkişi raporu getirtildikten ya da mahkemece oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınıp diğer delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra karar verilmek üzere hükmü bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, emekli olup sonradan çalışmaya devam eden davacının işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının dört aylık ücreti tutarında belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde sekiz aylık olarak belirlenmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ADANA
4. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2010/218 Esas
KARAR NO: 2010/374
DAVA TARİHİ: 12/03/2010
KARAR TARİHİ: 02/06/2010
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan işe iade davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı işyerinde 1984 yılında işe girdiğini, 29/09/2008 tarihinde emekli olduğunu, ancak çalışmasına hiç ara vermeden iş akdinin feshedildiği 24/02/2010 tarihine kadar çalıştığını, fesih gerekçesinin ekonomik kriz olarak gösterildiğini belirterek, yapılan feshin haksız olduğunu bu nedenle feshin geçersizliğine davacının işe iadesine, İş kanunun 21. maddesi gereğince tazminatların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen yazılı savunma vermemiş duruşmalara da katılmamıştır.
DELİLLER: Olayda uygulanması gerekli 4857 sayılı yasanın 20. maddesi gereğince dava seri muhakeme usulüne tabi olduğundan usul kanunun 501 ve devamı maddeleri gereğince taraflara usulüne uygun davetiye ile tüm delilleri ibraz etmeleri için kesin süre verilmiş tüm deliller istenilmiştir. Davalı taraf hiçbir delil bildirmemiş Mahkememizce özlük dosyasının gönderilmesine ilişin yazıya da cevap vermemiş, ancak Türkiye'de kaç hipodrom işletildiği, davacının işten çıkmasından önce ve sonrasında her hipodromda çalışan işçi sayısı, işten çıkartılan ve işe alınanların listesi, emekli olduğu halde çalışan işçi sayısı, Türkiye çapında her gün at yarışı yapılıp yapılmadığı gibi hususlar hakkında bilgi verdiği görülmüştür. Davacı vekili Adana Hipodromunda çalışanların listesini ve sendika temsilcisi olan davacının baştemsilcilik görevine atanmasına ilişkin verilen karar örneğini sunmuş, ayrıca dava dilekçesi ekinde işveren tarafından davacı Adana 9. Noterliğinden 25/02/2010 tarihinde gönderilen fesih ihtarnamesini ve TİS örneğini dosyaya sunmuştur. Fesih ihtarının incelenmesinde fesih gerekçesinin iş akdinin tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin kulübü olumsuz olarak etkilemesi ve bu kapsamda tenkisat zorunluluğu doğmuş olması nedeniyle 24/02/2010 tarihi itibari ile feshedildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili Adana 2. İş Mahkemesinin 2010/223 Esas sayılı dosyası ile aynı mahiyette açılan ve aynı gerekçelerle işten çıkartılan Necip Doğan'a ait işe iade dosyasında Mahkemece aldırılan 01/06/2010 tarihli bilirkişi raporunu sunmuş, raporda dosyaya sunulan belgeler üzerinden yapılan inceleme neticesinde feshin geçerli nedene dayanmadığının belirtildiği görülmüştür.
DELİLLER DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE: Dava işe iade davasıdır. İş akdinin feshinin haklı ve geçerli nedene dayalı olduğunun ispat külfeti işverene aittir. Dosyaya sunulan fesih ihtarından davacının iş akdinin işveren tarafından ülkede yaşanan ekonomik kriz sebebi ile ekonomik nedenler gerekçe gösterilerek sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi eğer işveren ekonomik gerekçelerle işçi çıkartma yoluna gitmeden önce bir takım önlemleri almak ve alınan bu önlemlere rağmen düzelme yok ise son çare olarak işçi çıkartma yoluna gitmesi gerekir. Ancak davalı taraf herhangi bir savunma yapmadığı gibi, önlem alındığına dair belge de sunmamıştır. Davacı tarafça dosyaya sunulan 2. İş Mahkemesinin 2010/223 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporundan davacı işten çıkmadan önce işe alınan işçi sayısının çıkan işçi sayısından fazla olduğu anlaşılmaktadır. Yine Mahkememize sunulan listede de 24/11/2009-24/04/2010 tarihleri arası Türkiye çapında toplam 26 kişinin işe alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca feshin son çare olması ilkesinden hareketle davacının ihtiyaç olan başka bir bölümde iş gücünden faydalanılabilecekken bunun da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile davalının fesih gerekçesi haklı bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuş, kıdem durumuna göre de işverence işe iade edilmemesi halinde verilecek tazminat 8 ay olarak belirlenmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle
Davacının davasının kabulüne,
1- Davacının iş akdinin davalı işverence feshine dair işlemin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
2- Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin kıdem durumu da dikkate alınarak 4857 sayılı yasanın 21/1 maddesi gereğince takdiren 8 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
3- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süre için gerçekleşen 4 aylık ücret ve haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
4- Davacıya ödenen ihbar ve kıdem tazminatının işe başlatılması halinde ödenecek boşta geçen günler ücretinden mahsubuna,
5- Harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6- Davacının yaptığı 61,05 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince takdir olunan 1.000. TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda yapılan açık yargılama sonucunda kararın tefhiminden itibaren 8 günlük süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy