MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi
TARİHİ : 30/06/2010
NUMARASI : 2008/863-2010/365
Davacı vekili, müvekkilinin davalı praktiker mağazasında Part Time Kasiyer olarak 13 ay çalıştığını, son derece başarılı bir performans sergilediğini, işverenin davacının iş akdinin feshinde kötüniyetli olduğunu, sendikal nedenlerle işten çıkarıldığını belirterek; iş akdinin feshinin geçersizliği ile davacının işe iadesine, kararın kesinleşmesine kadar çalışmadığı süre için doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının tahsiline, işe iade kararının kesinleşmesinden itibaren başvuru üzerine bir ay içinde işe başlatılmaması halinde 1 yıllık ücret tutarında tazminatın belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin durumunun kötüye gittiğini ve ekonomik sıkıntı içine girmesi nedeniyle part-time eleman çalıştırmayı karşılayamaz hale geldiğini, şirket defterlerinde yapılacak incelemeyle söz konusu ekonomik sıkıntının ortaya çıkacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının 1 aylık hak düşürücü süre geçmeden işe iade davasını açtığını, işten çıkarılan işçilerin tümünün sendikalı olması, iş akdi feshedilenlerin yerine de yeni işçi alınması sebebiyle feshin geçersiz olduğu, davacı işçinin işe iadesine karar verilirken, işe başlatılmama tazminatı, davacı işçinin 1 (Bir) yıllık ücret tutarında belirlenmiştir.
Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta davacının davalı işverence gönderilen fesih bildirimini tebellüğden kaçındığına dair tutanak düzenlenmiştir. Davacının fesih bildirimini 31/08/2008 tarihinde imzalamaktan kaçınması üzerine bu defa noter aracılığıyla bildirimde bulunulduğu davalı işverence ileri sürülmüştür. 31/08/2008 tarihli fesih yazısına istinaden düzenlenen imzadan kaçınma tutanağında imzaları bulunan ........ve ...... tanık sıfatı ile çağrılarak fesih bildiriminin 31/08/2008 tarihinde davacıya tebliğ edilip edilmediğinin sorulmak suretiyle davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy