MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı ve geçerli neden olmadığı halde, baskıyla ikale sözleşesi imzalatılması sureti ile hizmet sözleşmesinin sona erdirildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, işyerinde global ekonomik kriz sonucu tüm önlemleri almalarına rağmen üretim azalmasını engelleyemediklerini, bu nedenle bazı işçilerin karşılıklı iradelerin örtüşmesi (ikale) sonucu, davacının da karşılıklı anlaşma ile iş akdinin sona erdiğini savunmuştur.
Mahkemece her ne kadar davacının karşılıklı anlaşma ile iş akdinin sona erdiği savunulmuş ise de, bunun gerçek ve hür iradesini yansıtmadığı, davacının tazminatlarını alabilmek için baskı altında anılan belgeyi imzalamak zorunda kaldığı, gerçekte işverenlik tarafından yapılan fesih işlemi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda bulunmaktadır.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının hizmet sözleşmesi 19.12.2008 tarihli dilekçesine dayanılarak sonlandırılmıştır. Davacı söz konusu dilekçede açıkça ihbar ve kıdem tazminatları ve yasal haklarının ödenmesi koşulu ile işten ayrılmak istediğini bildirmiştir. İşveren de bu isteği kabul edip, davacıya ihbar ve kıdem tazminatları ödenip, iş sözleşmesi sona erdirilmiştir.
Davacı Kimya Mühendisi olup, eğitimi itibariyle imzaladığı belgelerin içeriğini ve hukuksal sonuçlarını tayin ve takdir edecek durumdadır.
Davacının işten ayrılma isteğini açıkladığı dilekçesini hükümden düşürecek iradeyi bozucu bir durum mevcut değildir. İşten ayrılma isteği davacıdan geldiği için işverenin yasal tazminatlarına ilaveten ek bir ödeme yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu durumda iş sözleşmesinin tarafların anlaşmasına dayalı olarak davacıdan gelen istek uyarınca iş sözleşmesinin ikale yoluyla sonlandırıldığının kabulü ile davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 331.70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine ,
esin olarak 09.12.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.