MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun’un 25’inci maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Dosya içeriğinden, davacının davalı bankada Genel Müdürlük Şube Operasyonları Daire Başkanlığında uzman olarak çalışmakta iken, iş yerinde diğer çalışanlarla meydana gelen geçimsizlik ve bundan dolayı oluşan huzursuzluk sebebiyle görev, unvan ve ücretinde değişiklik olmaksızın genel müdürlük bünyesinden alınarak bölge müdürlüğü bünyesinde görevlendirilmek istendiği, davalının yer değiştirmeye ilişkin yazıyı tebellüğden imtina ederek 19.04.2010 tarihinde iş yerini terk ettiği, 20 ve 21 Nisan 2010 günlerinde iş yerine gelmediği gibi mazerette bildirmemesi ve işverene herhangi bir şekilde haber vermemesi üzerine, işverence iş sözleşmesinin devamsızlık sebebiyle 22.04.2010 tarihinde feshedildiği, fesih bildiriminin davacıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği, bundan sonra davacının özel sağlık kuruluşu olan ... Tıp Merkezi'nden aldığı üç günlük istirahati öngören raporu ekleyip, 29.04.2010 tarihli yazıyla işverene başvurarak feshe esas alınan devamsızlık günlerinde hasta olduğunu ileri sürerek feshin kaldırılmasını talep ettiği, işverence bu isteğin kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin, davacının görev yerinin davranışlarından kaynaklanan huzursuzluğun giderilmesi amacıyla değiştirilmesi yönüne gidildiği ve iş yerinin değiştirilmesi esas itibariyle bu sebebe dayandığı gibi taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 6. maddesindeki düzenlemeye göre işverenin nakil yetkisine sahip olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı işçi görev yeri değişikliğine ilişkin yazıyı bu değişikliğe muvafakat etmediğini kanunun öngördüğü şekilde belirtmek ve kullanmak yerine iş yerini terk edip gittiği ve fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği 27.04.2010 tarihine kadar da işverene herhangi bir şekilde bilgi vermediğinden iyi niyet kurallarına uygun davrandığı kabul edilemez. Fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten sonra özel bir sağlık kuruluşundan alınan ve kuşkulu bulunan rapor nedeniyle davacının işe iade isteğinin kabulü mümkün değildir. Hasta olduğunu ve bu sebeple işe gidemediğini hemen işverene bildirmeyen davacının devamsızlığı rahatsızlığına dayanmış olsa bile işverene haber vermediğinden yapılan feshin olayı itibariyle geçerli sebebe dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 11.09.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.