MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 02.10.2011 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, kanuni haklarının ödenmemesi üzerine 10.08.2011 tarihinde işyerinden ayrıldığını, daha sonra davacı ile temasa geçen işveren yetkililerinin şartların düzeltileceği vaadinde bulunması üzerine davacının tekrar 14.10.2011 tarihinde yeniden işe başladığını, devam eden ikinci dönem çalışmasının gerekli performansı göstermediğinden bahisle geçerli sebep olmadan işverence sonlandırıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile sonlandırıldığını, ikinci dönem çalışmasında ise altı aylık kıdeminin olmadığını bu sebeple açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ilk dönem çalışmasının 02.10.2010-10.08.2011 arası olduğu ve istifa ederek ayrıldığı, 14.10.2011-15.01.2012 tarihleri arasında yeniden çalıştığı, hizmet sürelerinin birleştirilemeyeceği yasağının olmadığı, performans yetersizliği sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilmesinde savunma alınmasının zorunlu olduğu işverence bu gerekliliğinin yerine getirilmemesi sebebiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanunun 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04.10.2010-10.08.2011 tarihleri arası aynı işyerinde çalışdığı, çalışmasının istifa ederek sona erdiği bu döneme ilişkin olarak alacaklarını aldığına dair ibraname verdiği, söz konusu işyerinde 14.10.2011-15.01.2012 tarihleri arası tekrar bir çalışmasının olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, kıdem süresinin belirlenmesinde işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de, davacının davalı işverene ait işyerindeki 04.10.2010-10.08.2011 tarihleri arasındaki çalışma döneminin istifa ile sona erdiği, bu döneme ilişkin olarak ibraname verdiği, 14.10.2011 tarihinden itibaren yeni bir çalışma döneminin başlatıldığı, altı aylık kıdem süresinin hesaplanmasında istifa ile sona eren önceki dönemin tasfiye edildiği bu sebeple dikkate alınamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeple, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 140,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 01.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.