MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram genel tatil ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalılara ait işyerinde 18.06.2007-30.09.2009 tarihleri arasında çalıştığını iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini işyerinde fazla çalışma yapmasına, hafta tatilleri ile ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen bu çalışma karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının işyerinde fazla çalışma yapmadığını, hafta tatillerinde çalıştırılmadığını, hak kazandığı işçilik alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının fazla mesai, ulusal bayram genel tatil günleri çalışma iddiasını tanık beyanları ile ispatladığı, dava açıldıktan sonra davalı işveren tarafından hangi işçilik alacaklarına ilişkin olduğu açıklanmaksızın yapılan 11.426,29 TL kısmi ödemenin öncelikle ücret ve fazla çalışma ücretine mahsup edileceği ve işçi lehine yorum kuralı da gözetilerek belirtilen miktarın fazla çalışma ücret alacağından önce bu miktarın mahsup edilmesi ve kalan miktardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işveren tarafından yapılan kısmi ödemenin işçinin hangi alacağına mahsup edileceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın normatif dayanağı dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84-86. maddeleridir. 818 sayılı Kanun'un 84. maddesinde “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir.
Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” kuralına yer verilmiş; 85. maddesinde “Birden fazla borçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haizdir. Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur” hükmü öngörülmüş, 86. maddede ise “Kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulül etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiç bir borcun vadesi hulül etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir” kuralı düzenlenmiştir.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanununun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması durumunda, yapılan ödemenin hangi alacağa ait olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise mahsup işlemi 818 sayılı Kanun'un 86. maddesi uyarınca yapılacaktır.
Buna göre; kısmi ödeme öncelikle muaccel olan ücret ve fazla çalışma ücretlerinden mahsup edilecektir.
Somut olayda, davalı işveren tarafından dava açıldıktan sonra 06.09.2010 tarihinde gerçekleştirilen ve hangi işçilik alacaklarına ilişkin olduğu açıklanmayan 11.426,29 TL ödemenin davacının hak kazandığı fazla çalışma ücret alacağından mahsup edilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, fazla çalışma ücretlerinden yapılacak hakkaniyet indirimi, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olduğundan, bilirkişi tarafından 19.648,20 TL olarak belirlenen fazla çalışma ücret alacağından önce hakkaniyet indirimi yapılmalı ve mahsup işlemi daha sonra gerçekleştirilmelidir. Mahsup işleminin bu husus dikkate alınmadan gerçekleştirilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy