MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa, 14.09.2010 günlü oturumunda davacıya tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten kıdem tazminatının faizi yönünden kısa kararda, iş sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, gerekçeli kararda, iş sözleşmesinin fesih tarihi 01.05.2007 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulduğu, faizin nevinin belirtilmediği, feshin ise 28.06.2008 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, konuyla ilgili 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 12.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy