MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren davacının işletmesel gereklerle görevinin ve görev yerinin değiştirilmek istendiğini, bu amaçla değişiklik teklifinde bulunulduğunu ancak davacının bu teklifi kabul etmeyip istifa etmeyi tercih ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalı işverenin gerek değişikliğin gerekse feshin geçerli sebebe dayandığını ispat edemediği gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatmama tazminatının altı aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş güvencesi, işverenin fesih hakkının kanun ile belirli usul ve esaslarla sınırlandırılarak işçiye işini koruma imkanı veren kurallar bütünüdür. İş güvencesi hükümlerinin uygulanabilmesi için işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi zorunludur. Nitekim iş güvencesinden yararlanmanın koşulları düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin 1. fıkrasında, “Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” denilmek suretiyle iş güvencesi sisteminin işveren tarafından yapılan fesihler bakımından söz konusu olduğu vurgulanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacının Paladium mağaza müdürü olduğu, davalı işverence davacıya 16/12/2010 tarihli yazı ile İçerenköy hipermarkette reyon yöneticiliği teklif edildiği, davacının ise 04/01/2011 tarihli şerh ile bu teklifi kabul etmeyerek iş sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirdiğini bildirdiği görülmüştür. Yine dosyada yer alan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4-e maddesinde “personel, işveren tarafından geçici veya daimi olarak işinin değiştirilebileceğini; Türkiye sınırları dahilinde faaliyette bulunan veya daha sonra açılacak olan işyerlerinde görevlendirilebileceğini; çalıştığı işyeri değiştirildiği vakit yeni işyerine gitmeyi peşinen kabul ve taahhüt eder” hükmünün yer aldığı belirlenmiştir.
Somut olayda davacı vekili, işverenin istifa etmediği takdirde haklarını alamayacağı tehdidiyle davacının istifa ettiğini iddia etmiş ise de davacı tarafın bu iddiası kanıtlanamadığından iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından sona erdirildiğinin kabulü gerekir. Bu sebeple davranın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.