MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili işe iade davasının fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde açılabileceğini, bu nedenle süresi içerisinde açılmayan davanın reddedilmesi gerektiğini, davalı kurumun 24.06.2010 tarih ve 504 sayılı yazısı ile davacının sekreterlik, ilan servisi, başkanlık makamının hizmeti ve belediye başkanının verdiği diğer görevleri yapmak üzere görevlendirildiğini, görevlendirildiği tarihte davacının sendika temsilcisi olmadığını, ayrıca görevlendirme nedeniyle davacının işyerinde bir değişiklik veya işinde esaslı bir değişikliğin söz konusu olmadığını, davacının sözlü ve yazılı olarak uyarılmasına rağmen görevini yerine getirmemekte ısrar ettiğini, bunun üzerine iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak disiplin kurulundan geçirilmediğinden işveren tarafından yapılan fesih bildiriminin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda, davacının, davacının çalıştığı Mesudiye Belediyesinde fesih tarihi itibari ile yirmiki işçi çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının çalıştığı işyerinde fesih tarihi itibari ile otuz işçiden az sayıda işçi çalıştığı anlaşıldığından, davacının 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 18.40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 17,15 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.25 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 27.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.