MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli ve haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili, davacı işçinin çalıştığı birimin bağlı bulunduğu teknoloji ve hizmet gruplarındaki yeniden yapılandırma neticesinde, iş sözleşmesinin geçerli sebeple sona erdirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının çalıştığı Teknoloji ve Hizmet Grupları bünyesinde Güvenlik ve Dolandırıcılık Risk birimi (fiziki güvenlik) bakımından ne yönde bir yeniden yapılanma kararının alındığının belli olmadığı, organizasyon şemasında bu birimin halen korunduğu, davalı işverenlikçe unsurları ve kapsamı davacının çalıştığı departman açısından belli olmayan ve bu yönüyle esasen somut bir işveren kararına da dayanmayan mücerret yeniden yapılandırma ibaresiyle davacının işgücüne olan ihtiyacın ortadan kalktığının varsayılamayacağı, davalı işverenin haklı ve geçerli fesih iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, hammadde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verilmiş, işletmesel karar kavramından söz edilmemiştir. İşveren yönetim hakkı kapsamında amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar alabilir. Geniş anlamda işletmesel karar işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda bu kapsamda aldığı her türlü karardır.
İşletmenin işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşir. İşletmesel karar çerçevesinde fesih işlemi değişen durumlara karşı işverenin tepkisidir. Bu kararlar işyeri ve işletme içi veya dışından doğabilir. Bu sebepler işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa dikkate alınmalıdır.
İşletmesel karar söz konusu olduğunda kararın yararlı veya amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında feshin geçerli sebeplere dayandığının ispat yükü işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken feshin biçimsel koşullarına uyduğunu içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli veya haklı sebebe dayandığını ispatlanmalıdır. Bu kapsamda işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
Feshin işletme işyeri ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle yapıldığı ileri sürüldüğünde bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır.
Somut olayda, 01.10.1997 ila 29.09.2011 tarihleri arasında, davalı işveren nezdinde en son 3. bölge yönetmeni ünvanıyla çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, işletmesel kararla feshedilmiştir. Mahkemece, davalı işverence, ne yönde yeniden yapılanma kararının alındığının belli olmadığı, organizasyon şemasında bu birimin halen korunduğu belirtilmiş ise de dosya içeriğindeki mevcut 15.06.2011 tarih ve 12941 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla, "Teknoloji ve Hizmet Grupları" birimin, alt birimi olan "Güvenlik ve Dolandırıcılık Risk" biriminde yeniden yapılandırma kararı alındığı ve yeniden yapılanmanın uygulamaya konulması hususunda genel müdürlüğe yetki verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince dosyaya sunulmuş, fesih tarihinden öncesi ve sonrasına ait organizasyon şemalarının incelenmesinden ise fesih tarihinden önce geçerli olan organizasyon şemasına göre, "Teknoloji ve Hizmet Grupları" birimin, alt birimi olan "Güvenlik ve Dolandırıcılık Risk- Fiziki Güvenlik ve CIT/ATM Destek-Fiziki Güvenlik" birimine bağlı "Şube Destek" biriminde, 1., 2., 3., 4., 5. ve 6. bölge yönetmen kadrolarının yer aldığı, davacının 3. bölge yönetmen kadrosunda bulunduğu; fesih tarihinden sonra kabul edilen organizasyon şemasında ise, "Teknoloji ve Hizmet Grupları" birimin, alt birimi olan "Güvenlik veDolandırıcılık Risk-Fiziki güvenlik-Güvenlik yönetimi" birimine bağlı "Şubeler " biriminin oluşturduğu, bu birimde ise, İstanbul Bölgesi, Batı Bölgesi, Doğu Bölgesi yönetmen kadroları ile şubeler destek yönetmen yardımcısı kadrolarının ihdas edildiği, öncesinde 1., 5. ve 6. bölge yönetmen kadrolarında yer alan dava dışı işçilerin sırasıyla, İstanbul Bölgesi, Batı Bölgesi, Doğu Bölgesi yönetmen kadrolarına atandığı, daha önce Güvenlik ve Dolandırıcılık Risk biriminde yönetmen yardımcısı olarak çalışan dava dışı işçinin ise şubeler destek yönetmen yardımcısı olarak atandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, işletmesel karar ve yapılan yetkilendirme sonucu organizasyon değişikliğine gidildiği ve davacı işçinin kadrosunun kaldırıldığı anlaşılmasına rağmen, mahkemece bu husus gözardı edilerek, bankacılık organizasyon uzmanı olmayan bilirkişi tarafından düzenlenmiş rapora itibar edilmesi hatalı olmuştur. Bankacılık alanında uzman işletme ekonomisti, bankacılık organizasyonundan anlayan insan kaynakları uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek, organizasyon değişikliğinin, istihdam fazlası meydana getirip getirmediği, davacının başka bir birimde değerlendirilme olanağının bulunup bulunmadığı, davacının çalışabileceği pozisyon var ise bu pozisyonlar için yeni işçi alınıp alınmadığı, kısaca feshin son çare olarak uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeli ve tüm bunlardan sonra deliller yeniden değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmelidir.Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy