MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli ve haklı sebep olmadan feshedildiğini, davalı işverenin ... ilçesinde oturulması talimatına davacı müvekkilinin aile yaşamı gerekçesiyle uymadığını ve davalı işverenin ... ilçesinde oturma zorunluluğu getirdikten sonra tüm işçi servislerini iptal ettiğini, feshin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili, davacı işçinin işyerini terk ettiğini, 26.10.2010 tarihinden itibaren iş yerine gelmediğini, bu sebeple iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli sebep olmaksızın feshedildiği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin, işçi tarafından feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinde, iş sözleşmesi feshedilen işçinin, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde iş mahkemesine dava açabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı işçi 28.04.2008 ile 26.10.2010 tarihleri arasında, üretim şefi ünvanıyla, davalı işverenin ... Şeker Fabrikası iş yerinde çalışmıştır. Dava dilekçesinde, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli ve haklı sebep olmadan feshedildiği iddia edilmesine rağmen, davacı işçinin Konya 1. İş Mahkemesinin 2010/704 esas sayılı dava dosyasında tanık olarak alınan ifadesinde, işyerine işverence tahsis edilen servisle Konya'dan gidip gelindiğini, daha sonra bu servisin işverence kaldırıldığını, işverence herkesin kendi başının çaresine bakmasının söylendiğini, bunun üzerine kendilerinin servis tuttuklarını, bu servisin de kaldırıldığını, kendisinin bu sebeple işten ayrıldığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince, davacı işçinin bu beyanının, mahkemelerin tanık ifadelerini tutanağa geçirirken özensiz davranması sebebiyle tutanağa o şekilde yazıldığı beyan edilmesine rağmen, duruşma tutanağının sahteliği kanıtlanmadığına göre, davacı işçinin, iş sözleşmesini çalışma şartlarının uygulanmaması iddiasıyla feshederek, sonlandırdığı anlaşılmaktadır. Anılan sebeple işe iade davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 21,15 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 17,15 TL harcın mahsubuyla bakiye 4,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 108,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 20.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.